Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır.Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim.Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır.
Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır.
Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti.
Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olan haklı kıldık.
"Kötünün Zaferi" (Auerbach Pascal)
"Bu ülkede en basit dava beş yıl sürüyor. Sonra bir de Yargıtay safhası var. Dosya birkaç yıl da orada bekliyor
Eğer bozulursa her şey yeniden başlıyor. Beş on yıl sonra davayı kazansan ne olur, kazanmasan ne olur!"
"Durum gerçekten bu kadar çaresiz mi?"
"Evet!" dedi. "Ne yazık ki böyle. Hukuk sistemi tıkandı, işlemiyor. Bu yüzden, gel bu işlerden vazgeç.
Yıpranırsın, üzülürsün, her mahkemeye gidişin, haberin tazelenmesine yol açar."
"Peki, bu ülkede bir yurttaş hakkını nasıl arar?"
Kestirme ve net bir cevap verdi:
"Arayamaz! Otuz yıl karara bağlanamayan ve bu yüzden katillerin zamanaşımından yararlandığı davalar olduğunu biliyor musun?"
"Otuz yıl mı?"
"Evet, otuz yıl."
Anlattıklarından dolayı derin bir umutsuzluğa kapıl- mıştım, yemekler boğazıma tıkanıyordu.
Bir başka sayfada ise, o dönemde Türkiye Başbakanı olan Dr. Refik Saydam'ın, 20 Nisan 1942 günü TBMM'de yaptığı bir konuşmada konuya değindiği yazıyordu
"Biz bu hususta elimizden gelen her şeyi yaptık, maddi manevi en ufak mesuliyetimiz yoktur.Türkiye başkaları tarafından arzu edilmeyen insanlar için vatan hizmeti göremez. Bizim tuttuğumuz yol budur. Kendilerini bu sebepten İstanbul'da alıkoyamadık.Çok yazık ki, bir kazaya kurban gittiler."
Elimden kâğıtları attım. Öğrenecek daha fazla bir şey yoktu. Toplu bir cinayetti bu. Ingiltere, Romanya, Almanya, Türkiye, Sovyetler Birliği hükümetleri el ele vermiş, 769 masum insanın ölümüne yol açmış ve nun üstünü bir daha açılmamak üzere kapatmışlardı.
Maximilian bunun için
"Hiçbir hükümet masum değildir" diyordu.
Onu, bu suçun peşine düşmesin, olayın üstüne örtülen kalın perdeyi aralamaya kalkmasın diye sınır dışı etmişlerdi.
Yaşlılıkta, çoğu durumda, beden ve zihin aynı zamanda çökmüyordu.
Genellikle bunlardan biri daha genç kalıyordu. Hangisinin önce çökmesi daha iyidir gibi trajik bir sorunun cevabını bugün tam olarak öğrenmiştim.
Önce zihin çökerse insan daha mutlu ölürdü.