Köleler ehramlarda yaşıyor. Istırap taş olmuş.
Rüyalarından bir Musa yaratıyordu Michelangelo ve za-
manı mermere hapsediyordu. Ruhunu işliyordu maddeye:
coşkunluklarını, emellerini, vecitlerini işliyordu.
Yaratmak yabancılaşmaktır. Yaratılan bir başkası. Yarat-
mak yok olmaktır; ya yaşayacak, ya yaratacaksın. Ebediyet,
hazin bir teselli mükâfatı.
Kitaplar kadınlara, kadınlar şehirlere benzer. Paris, Londra veya Madrid… Herhangi bir dişi kadar muhteşem, herhangi bir dişi kadar alelade. İnsan şehri ile biner trene; şehri, yani zaafları, alışkanlıkları, zilletleriyle. Her kitapta kendimizi okuruz… Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün. 
“Eyyâm-ı baharest, gül-ü, lâle-u nesrîn;
Ezhak berâyent ve tü der hâk çerâğî.”
Bahar günleridir; gül, lale ve nesrin topraktan çıkar.
Sen ise toprağın içinde bir ışık (kandil) gibisin.
Sadi- i Şirazi