Banu Koçak

Akıcı bir konuşma değildi. Birbirini çok iyi tanıyan ya da çok az tanıyan insanlar arasında geçen tarzda konuşmalardandı. Bir arada yaşamaya alışmış ya da birbirini hiç tanımayan insanlar.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yetişkinler ya kibirden ya saflıktan ya da kibir ve saflık karışımı bir duyguyla bu tehlikeyi görmezden geliyormuş gibi yapıyordu: huzursuzluk yoksulların meselesi, iktidarsa zenginlerin işi diye düşünüyormuş gibi yapıyorlardı ve hiçbiri ne yoksuldu ne de zengin ya da en azından o sokaklarda o zamanlar henüz kimse öyle değildi.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Bir keresinde kayboldum, altı ya da yedi yaşındaydım. Aklım başka yere gitmişti, birden annemle babamı kaybettim. Korktum ama sonra yolumu buldum ve eve onlardan önce vardım – ümitsizlik için de beni arıyorlardı. Ama bence o akşamüstü asıl onlar kaybolmuştu. Çünkü ben eve dönmeyi biliyordum ama onlar bilmiyordu
Sayfa 13·Kitabı okudu
Eğer çıkarılması gereken bir ders varsa onu çıkaramadık. Şimdi düşünüyorum da zemine duyulan güveni kaybetmek iyi bir şey, her şeyin bir anda tepetaklak olabileceğini bilmek şart.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Askıda Palto*
10/10
·72 syf.··
2026 3. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 09:57
İncelememe Petersburg ayazında içim üşüyerek ve paltomun yakalarını kaldırarak başlamak istiyorum:) Gogol kahramanımız Başmaçkin ile sosyal çevre tarafından görülmeme, fark edilmeme halini incelikle kurgulamış. Bu öyle bir anlatılmış ki insana acaba zaman zaman ben de mi böyleyim sorusunu sorduracak raddede. Hikayemizdeki önemli şahsiyet üzerinden anlatılan güya ahlak dersi vermeyen, yargılamayan ama adeta spot ışıklarla insanın gözüne sokulan mesele ise genelgeçer tutuma attığı masum bir çelmedir. Çünkü biz insanlık olarak hemen yargılamak isteriz. Yazar ise dünayada böyle çözülmeyen bulmacalar vardır diyerek, tokmağı elimizden alır. Bir ferahlık sunar, yargıç kürsüsünden bizi indirerek. Gelinen noktaya baktığımızda Türk edebiyatını hayranlık deryasına daldıran Oğuz Atay Tutunamayanlar’da öykündüğü yazarlar ve bunların bir kitle halinde aslında Gogol’un paltosundan çıktıklarını ifade etmeleri bir nevi roman dünyasına açılan kapının anahtarının bu güzide yazarımızda olduğunu gözler önüne seriyor. Şöyle bir ifade okumuştum: Gogol, “küçük insan”ı ciddiye alarak edebiyatın rotasını değiştiriyor. Dostoyevski ise o küçük insanın içine bakıp “burada bir uçurum var” diyor. Trajik olan ile komik olan arasında mütemadiyen gidip gelip derin ve yüzeysel düşüncelere dalıyoruz bu eserle kimi zaman üşüyerek kimi zaman gülümseyerek…
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma