“Kuran Allah’ın gönderdiği vahyi,siyer Allah Resulü’nün yaşadığı hayattır.Kuran ve siyer irtibatı koptuğu zaman Kur’an’ın ayetleri havada asılı kalır.”
Bekir Develi ve Muhammed Emin Yıldırım ‘ın soru-cevap şeklinde ve sohbet tarzında kaleme almış olduğu bu eser adından da anlaşlacağı üzere herkes için yazılmış.Dili sade,anlaşılır ve güzel .
Kitabın ilk cildi Mekke dönemini ele alıp kitap,2 cilt şeklinde tasarlanmış.
İlk sayfalarından itibaren,Hz.Muhammed’in onu gören herkeste bıraktığı o naif etki,sarsılmaz ve taviz vermez ahlakının nice yüksek şahsiyetlere söylettiği “Allahu Ekber “nidaları ile Mekke sokaklarında tevhide atılan adımlar yankılanıyor içinizde...
O sevindiğinde seviniyor yine O’nunla hüzünleniyorsunuz
Ve kitabın giriş kısmında bir cümle karşılıyor bizi:
“Kitaplar insanların hallerinde, raflarda
durduğundan daha şık durur....ve bütün bu ilimler bir hâle dönüşmedikçe,hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.”
Hepimiz O’nun hayatına dair az çok birşeyler biliriz. Kur’anı okuruz.Siyeri öğreniriz.
Lakin bu kitap,bilmenin biraz ötesine geçmeyi hedefliyor bize.
O’nu anlamanın,kavramanın ve O’nun ile bir hâle dönüşmenin sizi, O çok sevilene daha çok yaklaştırdığını hissediyorsunuz.
Lakin...
Hayata geçmeyen bilginin,ilginin ve sevginin bir anlamı olabilir mi?O’nun (sav.)dergahında şekillenen,okyanusunda yüzme fırsatı yakalayan,kalbinden ihlası yudumlayanların nazarından sevebildim mi O’nu?Hayatımın süzgecinden gönlüme ne kadar akıtabildim bu halka halka büyüyen eşsiz sevgiyi ve merhameti...
Eğer bir hâle dönüşecekse,hayatımızdaki birşeyleri değiştirecek,bir kısırdöngüyü yerle bir edecekse bir kitap, o kesinlikle rahmet peygamberinin hayatının yansımaları olmalıdır.
“Kuran Allah’ın gönderdiği vahyi,siyer Allah Resulü’nün yaşadığı hayattır.Kuran ve siyer irtibatı koptuğu zaman Kur’an’ın ayetleri havada asılı kalır.”bunu öğreniyoruz.
Öğrendiklerimizin havada asılı kalmaması için ‘aydınlığı sermaye edinip