Rabbimizin tabiat aracılığıyla bize verdiği tesellilerden biri de Settariyet hakikatidir. Settar, bir esmadır. Örtmek manasına gelir. Yerin örtüsü vardır, bitki örtüsü dediğimiz. Bir de bitkilerin örtüleri vardır, bakınca bize içini değil dışını gösterir.
Meyvelerin örtüsü vardır, buna kabuk adını versek de. Ağaçların örtüsü vardır, çıplak ağaç yoktur. Hayvanların örtüsü, onların derileri ve kürkleridir. Ambalaj sektörü, insan ürünlerini bile bir settariyet perdesi altına almıştır. Bu teknolojide de böyledir. Hiçbir cihazın içerisi, dışarıda değildir. Her arabanın kaportası, her televizyonun kutusu vardır, her yazılımın bir donanımı vardır. Dünyada elbisesiz dolaşan insan yoktur. Evde insanın bir başka örtüsüdür ve bu da yetmez, perdeler evin bir başka örtüsü olur. Kur'an'ın tabiriyle eşler birbirinin örtüsüdür. Beden insanın örtüsüdür. Biz bir insana baktığımızda onunböbreğini,midesini,damarlarında akan kanı görmeyiz.
Çünkü arada örtü vardır.
Settar ismi bütün kainatı, parça ve bütün her şeye sinmiştir.
Musibet karşısında Settariyet kanunu insana, gereksiz detayları bırakmasını, teferruatlara perde çekmesini, kederini kaynaştırıp birliğe erdirmesini salık vermekle kalmaz; aynı zamanda şunu söyler: Acını önüne gelene açıp ucuzlaştırma, acını soyundurup utandırma, Rabbinle arandaki bu özel ilişkinin mahremiyetini onu saçıp dökerek ihlal etme, onu ört. Onu bastırma ama ört! Hz. Peygamber'in (sav) vahiyle ilk şereflendiği gün, evine döndüğünde, "Beni örtün, beni örtün" demesini hatırla. Toprak nasıl ki örttüğü basit nesneleri ağaç olarak, meyve olarak netice veriyorsa, acılarımızda, gönlümüzdeki örtük yerde durduğu müddetçe büyük imkanlara ve mükafatlara dönüşeceklerdir.