"Savunulacak bir şeyim yok," dedi. "Yaşayışımla övünülecek halde değilim, param da yok. Özgürüm. O da beni boğuyor: İşte yıllar var ki, bir hiç uğruna özgürüm. Bir inanç uğruna bir tekme savurup onu cehenneme yollama arzusuyla kıvranıyorum. Sizinle yan yana çalışmaktan başka bir şey istemezdim; bu, bendeki beni değiştirirdi, başka bir insan olurdum. Çünkü kendimi unutmaya ihtiyacım var. Hem sonra, ben de düşünüyorum ki insan, uğruna ölümü göze alabileceği bir şey bulmadığı müddetçe, insan değildir, adam değildir."
Hiçbir zaman kendini bir aşka bütünüyle verememiş, hiçbir zaman bütünüyle mutlu, gerçekten tasalı olamamıştı: Ona hep aşklar, mutluluklar, tasalar bir başka yerdeymiş, daha henüz doğmamış gibi gelmişti.