Bu özgürlüğü ben ne kadar aradım: O kadar yakınımdaydı ki, göremedim onu, elimi değdiremedim, özgürlük bendim oysa, ben, kendim. Ben, kendi özgürlüğümüm. Günün birinde, gövdesini şurasından burasından delip geçen kurşunlarla ruhumun mutlulukla dolacağına inanmıştı. Ama şimdi kurşun yoktu, mutluluk yoktu: Yalnızca bu yokluk, hiçlik vardı, bu kendi dehşeti karşısında başı dönen boşluk, bu kendi saydamlığı kendisini görmesine engel olan korku, bu ölesiye bunaltı.
..zira dünya en başında kendisi samimidir; samimi bir abartıdan ve samimi bir insandan pekala hoşlanır, ancak ait olduğu yerde, yani tiyatro sahnesinde.