Mathilda

Mathilda
@Bbusraaaaa
Biraz daha uyusam bütün bu olanlardan kurtulabilir miyim?
Lisans
Bodrum
Antalya, 26 Nisan
105 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Ne zaman bir martı görsem içlerinde hep seni arayacağım Jonathan Livingston.
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2020 15:25
Bana, " Başarının bedelini bir dönem için ödemeyenler, başaramamanın bedelini bir ömür boyu öderler." sözünü tekrar hatırlatan bir kitap oldu Martı Jonathan Livingston. Richard Bach, martılar üzerinden, aslında biz insanların toplumun etkisinde kalmamamız gerektiğini anlatıyor. Kendimizi sınırlandırmayı bırakıp aslında kendi potansiyelimizi ne kadar çok aşabileceğimizi gösteriyor bu öyküyle bize. Hayata at gözlükleriyle bakmamayı ve büyük resmi nasıl görebileceğimize dair ipuçları veriyor. Hayatlarımızı sadece belli bir yaşama -yani sıradanlığı olan bir rutine- odaklanarak idame ettirmek yerine farklı ve özgürce düşünmenin aslında bize ne kadar çok şey kazandırdığını ve bizi ne kadar ileriye taşıdığını anlatıyor. Başarıya ulaşırken bir çok kez düşebilirsin, yalnız kalabilirsin hatta dışlanabilirsin fakat sürüye ayak uydurup herkesleşmektense kendi benliğimize inanarak ve farkında olarak başarmanın haklı gururunu gözler önüne seriyor.
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 202080bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sahi 2+2 kaçtı?
Puan vermedi·350 syf.··
2020 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2020 23:59
Sahi 2+2 kaçtı? Rakamın bir önemi var mıydı? Sonuç ne olursa olsun onlara dayattırılana itaat etmek zorunda değiller miydi? Başkaldırının mümkün olmadığı distopik bir toplumda sesinizi ne kadar çıkarabilirdiniz? 1984, okuyanların tekrar okumak istediği 1948'de tamamlanmasına rağmen yazılanların şu anda başka varyasyonlarda günümüzde tekrar ettiği ve herkesi durup düşünmeye sevk eden bir kitap. Zaten Orwell ABD'deki bir sendikacıya yazdığı bir mektupta " Anlattığım toplumun bir gün mutlaka gerçek olacağını söyleyemesemde, ona benzer bir toplumun gerçek olabileceğine inandığımı söyleyebilirim." diyordu. Orwell doğru söylüyordu. Biz bugün kendi düşüncelerimiz - üstelik bu düşüncelerin ideoloji tanımına girecek kadar sistematik bir temelde dayanması da gerekmiyor- kendi ideallerimiz uğruna neleri göze alıyoruz? Hakkımızı arayabiliyor muyuz işten çıkarılma uğruna, ne kadar sesimizi çıkarıyoruz otorite tarafından ezilen, zulüm gören, hapse atılan, ihraç edilen, ekmeğinden edilen insanlar için? Bunlar şu an bulunduğumuz dünyada olmuyor mu? Orwell haklıydı arkadaşlar. Orwell sonuna kadar haklıydı. Partinin SAVAŞ BARIŞTIR! ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR! CAHİLLİK GÜÇTÜR! sloganları adı altında insanları psikolojik olarak, zihnen daraltarak öngörüyü yok ediyorlar. Kendi doğrularını lanse edip 'çiftdüşün' sistemiyle birlikte insanları empoze etmeye çalışıyorlar. Bir yalanı söylerken o yalanın gerçek olduğuna inanmalısın, yalanın gerçek olduğuna inandığın gibi, aynı zamanda gerçek olmadığını da bilmek zorundasın. Gerçeklikle, yalan arasındaki o farkı minimal seviyeye indirmek zorundasın. Bilmelisin ama unutmamalısın. Ama SUSMALISINDA! Karşındaki kişiye onu gerçekmiş gibi aksettirip ve bu yalan gerçeği ona inandırmalısın. Ama sen neyin ne olduğunu bilecek kadar zeki ve ona hem kendin inanıp,
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2020 14:52
Ah Maria Puder! Ah Raif'in Kürk Mantolu Madonna'sı! Ah inancını yitirip de duygularını tüm benliğiyle çocuk gibisin dediği Raif'te bulan Maria Puder! Ah Raif! Sana ne söyleyeceğime dair kafamda milyon tane şey dönerken aralarından kelimeleri seçemiyor oluşuma ne demeli peki? Sana kızmalı mıyım yoksa hayranlık mı duymalıyım ayırt edemiyorum. Fakat inceden inceye üzülmüyorum da değil. Ama Maria Puder'e olan tüm bu merbutiyetine karşılık belki de onu yargılayan, hiçbir şey bilmeden ona tavır alan, kafanda birçok şeyi oldurup ondan yıllarca haber almadan sorgusuz sualsiz sadece inandıklarınla yaşayıp kendi hayatına yaptığın ihanetine mi kızmalıyım, yoksa Maria Puder tam manasıyla tüm inancını sende toplamışken onun seni bi' başına bırakabileceğine, eski hayatına dönüp seni tüm yaşanmışlıkların hatıralarına gark edecek kadar kötü bir kadın oluşuna inanmana mı, yoksa her şeyi öğrendiğin andan itibaren yine Maria Puder'den sonra geçen 10 koca yıl gibi eskisine nazaran zerre mukayese olmaksızın hayatına devam ediyor oluşuna mı kızmalıyım bilemiyorum. Ya da Raif! İnsanları sadece ceset olarak görüp ruhlarına dokunmayan bir toplumdan, sevgisizliğin, baskıcılığın, insanların kendi öz hüviyetlerine önem verilmeyişinin, söz haklarının olmayışının, çocukların çocukluğunu çocuk gibi yaşayamayışının, kısacası distopik bir hayatın gün yüzüne çıkarıldığı bir toplumdan belki de ruhlar ütopyasında kendi benliğini bulma serüveninde bunu ne kadar hummalı ve muammalı bir şekilde yapmanın tahakkümünün vermiş olduğu harikuladeliğin neticesi olarak, sana müteşekkir bir şekilde hayranlık mı duymalıyım gerçekten bilemiyorum. İkisinin arasında arafta kalmış bir vaziyette bir solukta okuduğum; gerçek sevginin, aşkın, bir insanın bir insana nasıl yetiyor oluşunun, iki insanın birbirini bulması bu
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma