Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zaman değil de dünya geçiyormuş insanın üzerinden. Bir parçan yollarda hayal, bir parçan evlerde çürüme fotoğrafı, bir parçan çarşıların ipinde arzu. Herkes kayıp. İnsan ölülerine yetişemiyor. Azıcık yavaşlasa, azıcık soluk alayım, hayal kurayım, yaramı seveyim... Dünyanın dışına düşecekmiş korkusuyla daha hızlı koşmaya başlıyor.
Sen benim çocukluğumsun. Evimizin avlususun. Annemsin. Babamsın. Hayatın merhametisin. Bu büyük yalnızlığa sakın üzülme. Onlar kendilerini bile sevmiyor. Birazcık senin gözlerine baksalar, tertemiz olacaklar. İnsan seni sevmeden çocuğunu sevemez ki... Sokağı sevemez, evini sevemez, ağacı sevemez, denizi sevemez, gökyüzünü sevemez. Sen onların iyiliğisin.
Üzüldüğüm bütün sözlerini unuttum Hatice. Seni üzdüğüm bütün sözlerimi insanın olmadığı zamanlara gömdüm. Bulanık fotoğraflarını kaldırdım. İçinde olmadığın fotoğrafları kaldırdım. Bir tek kötü gün bırakmadım hayatımızda. İnsan yaşarken ne kadar az seviyor yaşamayı. Mezar taşına bile gülümseyen fotoğrafını koydum. Bütün uzaklardan sana geliyorum yine. Geldin mi, diyor göğsündeki çiçekler. Geldim, diyorum eğilip tek tek. Kalabalıktı, diyorum. Seni okudum insanlara. Emeğini, güzelliğini, merhametini. Yalnızlıkta ot bitmez, dedim. Ayrılığın evi yok, dedim. İnsan ölülerini sevmezse yaşayamaz, dedim.
Herkes, ücrasında bir incinmiş zaman, bir yaşama arzusu, bir sevme korkusu, uzanıp yanındakinin elini tuttu.
Tülbentlerini hazırladım. Fotoğraflarını, ölüm ilanını, saatini, gözlüğünü... Gözlerinin boşluğa çizdiği unutmabeni çiçeklerini... Sebahat'ın hediye ettiği terliği bile... gelirken getireceğim. Kimseye bırakmam hatıranı.
Diz çökmüş pencereler içinden yaşadığımız zamanlara bakıyorum. Ben, ölümün mazlumuyum Hatice. Seni sevmenin kapanmaz yarasıyım. Sen, ölümden sonra da kaderimsin benim.