İçimizde, bizim "ahlak" tarafımızla hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi" tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
“bütün insanlar günü belirsiz bir ölüme
mahkûmdurlar,” diye bir cümle okumuştum. Peki, o halde, benim için değişen ne vardı ki? Benimle ilgili kararın açıklandığı andan itibaren, kim bilir, uzun bir ömür sürmeyi umut eden kaç kişi ölmüştür Genç olsun, hür ve sağlıklı olsun, kim bilir nicesi Grève Meydanı’nda başımın düşeceği günü beklerken, benden önce dünyaya gözlerini kapamıştır!