Bir müslümanın, akrabalarını ve ailesini İslam'a daveti ile peygamberin kavmini davet etmesi arasında hiçbir fark yoktur. Ancak peygamber kavmini, Allah tarafından indirilmiş yepyeni bir şeriata çağırır. Bir müslüman ise, kendilerine gönderilen peygamberin daveti ile çağırır, peygamberin diliyle konuşur ve onun adına tebliğ eder. Bir nebinin veya resulün kendine vahyolunanları kavmine tebliğ etmekten vazgeçip, onların arasında oturması caiz olmadığı gibi, aynı şekilde aile reisinin kendi aile ve efradına tebliği bırakıp da oturması caiz olmaz. Aksine aile reisinin onları, buna uymaya ve sıkı sıkıya tutunmaya teşvik etmesi vacip olur.
Hz. Âişe (r.a.) dedi ki: "Resulullah (s.a.v.) bir koyun kestiği zaman daima: "Bunun etinden Hatice'nin sâdık dostlarına gönderiniz!" derdi. Bir gün Peygamber (s.a.v.)'e öfkelendim de: "Hatice'de ne var ki!" deyiverdim. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) "Hiç şüphe yok ki, ben onun sevgisi ile rızıklandırıldım." buyurdu."