H Belemir

8/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 18:22
Hakan Bıçakçı alışılmadık konu, kahraman ve olay örgüleriyle yine bizi başka zeminlerde yolculuğa çıkartmış. Okuması kolay gibi görünen ama biraz üzerinde durarak okunduğunda çok da kolay olmayan hikayeler bunlar. Bildiğimiz absürt tarzın dışında ve arka kapakta vurgulandığı gibi "tuhaf" hikayeler. Herkesin karanlığa gömüldüğü hikayenin kahramanının ihtiyari olarak karanlığı seçmesi gibi tuhaflıklar. Kişiyi aydınlatan bilgeliğin çevresindekilere (b)ulaştırılamaması ve faydalandırılamaması halinde, çaresizce cehaletin mutlu karanlığına karışmak. Bu sağırlık hepimizin bir noktada vardığı o boşvermişlik değil mi? Her seferinde aynı arkadaştan aynı kazığı yemiş olmamızın hikayelerdeki döngüyle beraber bir çıkmazımızı anlamlı şekilde ifade etmiyor mu? Döngüler, kaygılar, korkular, başkasının kaygısından/korkusundan beslenmeler... Bunlar bir şekilde saklamaya çalıştığımız kendimiz. Hakan Bıçakçı hikayeleriyle bize biletek veya bilmeyetek sakladığımız kendimizi vermiş...
Ben Tek Siz HepinizHakan Bıçakcı · İletişim Yayıncılık · 2017371 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

H Belemir

, bir kitap okudu
8/10
·162 syf.··
Beğendi
·
16 günde okudu
·
2020 7. kitabı
Hakan Bıçakcı
6.8/10 · 371 okunma
... arsız bir merakla bekleyecek olan magazin basınının cıvık üyeleri mikrofon uzatırsa ne diyeceğini de biliyordu Ömer: "Tüketime tapan sosyetikler, şeytana taptığı iddia edilen metal camiasından çok daha tekinsizdir."
Sayfa 141 - İletişim Yayınları (4.Baskı)·Kitabı okudu
Yalan hayatta en nefret ettiği şeydi. Her şeye tahammülü vardı ama yalana yoktu. Beni her durumda affedebilirdi fakat eğer yalan söylersem hiç şansım yoktu. Bunlar hep onun laflarıydı. Onun ezberlenmiş cümleleri... "Sabahları kahve içmeden kendime gelemiyorum," lafı kadar samimiyetsiz ve sinir bozucu. Kahve içmeden kendine de gelir. Yalana tahammül de eder. Olduğu kişiyi değil, olmak istediği kişiyi anlatıyor sadece. Amerikan filmlerinden ödünç alışmış laflar bunlar. Ama ben onu tanırım, "Ayrılmak istiyorum, " deseydim, konu gereksiz yere uzayacaktı. Kısır sorgulamalar, kırıcı suçlamalar, kulak uyuşturan telefon konuşmaları, boş laflar, anlamsız tespitler, açıklamalar, açıklatmalar... "Yalan söyledim" dedim, konu kapandı. Bitti. Bıçakla kesilmiş gibi...
Sayfa 81 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
İnsanın aşık olduğu kişinin kendisini bekleyişini izlemesi harika bir şey. Biliyorum bu pek rastlanacak bir manzara değil. Çünkü o seni beklerken, sen orada olmazsın. Orada olduğundaysa artık seni beklemiyordur.
Sayfa 76 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu