H Belemir

8/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 18:22
Hakan Bıçakçı alışılmadık konu, kahraman ve olay örgüleriyle yine bizi başka zeminlerde yolculuğa çıkartmış. Okuması kolay gibi görünen ama biraz üzerinde durarak okunduğunda çok da kolay olmayan hikayeler bunlar. Bildiğimiz absürt tarzın dışında ve arka kapakta vurgulandığı gibi "tuhaf" hikayeler. Herkesin karanlığa gömüldüğü hikayenin kahramanının ihtiyari olarak karanlığı seçmesi gibi tuhaflıklar. Kişiyi aydınlatan bilgeliğin çevresindekilere (b)ulaştırılamaması ve faydalandırılamaması halinde, çaresizce cehaletin mutlu karanlığına karışmak. Bu sağırlık hepimizin bir noktada vardığı o boşvermişlik değil mi? Her seferinde aynı arkadaştan aynı kazığı yemiş olmamızın hikayelerdeki döngüyle beraber bir çıkmazımızı anlamlı şekilde ifade etmiyor mu? Döngüler, kaygılar, korkular, başkasının kaygısından/korkusundan beslenmeler... Bunlar bir şekilde saklamaya çalıştığımız kendimiz. Hakan Bıçakçı hikayeleriyle bize biletek veya bilmeyetek sakladığımız kendimizi vermiş...
Ben Tek Siz HepinizHakan Bıçakcı · İletişim Yayıncılık · 2017371 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2017 21. kitabı
Ölümün Odaları hikayesinin rüya kısmında rüya olduğunu bildiğim halde anlatamayacağım kadar gerildim. Sanki kendi rüyamdı ve içindeydim... Şimdi Çok Uzaklarda'da adam kendini özgür hissettikçe kadın eşinin ve anne babasının arasında tutsaklaşıyordu. Öyküden sonra uzun uzun orta yol aradım kendimce. Geleneksel kalabalık ailede özgürlük nedir, geçim nasıl olur onu merak ettim. Yakup acaba bencil miydi, bunu sordum sürekli. Kayınbirader nedense hiç yabancı gelmedi. Sanki her aile olan, olması gereken bir tip :) önceki öykü aniden de olsa nasıl bitmişse içimde bu öykü de öylece yarım kaldı. Hala Yakup ve eşini düşünüyorum... Aile'yi okurken bir an durdum, muhteşem tespitlerdi. Hikaye aktı... Kitaba ismini veren öykü, Çözülme... Değişikti.. Aslında uzak değil, sıradan bir hikaye. Farklı kılan Kerim'i de, babasını da, annesini de aynı anda anlamaya çalışmaktı. Kerim'in kendisini tanıması tuhaf geldi, gerçekten insan kendini bu kadar tanır mı bilemedim... Çözülme, derken murat neymiş bilemedim. Çözülme anlam olarak bulanıklaştı ve benzer kelimelerle karıştı. Önce burayı çözüp kitabı tekrar düşünmeliyim.. Yorumu kafamda toparlarken birden bunların hepsi Rasim Özdenören'in kaleminden çıktı dedim. Bir ürperti geldi. Bu zamana kadar bunu nerdeyse hiç hissetmemiştim. Karakterlerin yanında birden Özdenören belirdi, silemedim. Hepsi Rasim Özdenören'in içinde yaşıyor ama o onları bastırıp Rasim olmayı seçiyor gibi geldi... Garipti... Açıkcası korkutucuydu
ÇözülmeRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20241,044 okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2015 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2015 10:24
Açık konuşalım, kitabın dili öyle sadediydi ki bitince bir süre boş baktım. Yalınlık değişikti ama yavan değildi kesinlikle. Sonra kitapla ilgili 1-2 eleştiriye göz attım ve her şey yerine oturdu. İkisini (açlık ve katedral) peşpeşe okumuş olmak çok iyi denk geldi. Değişimleri ve anlatış tarzını karşılaştırabildim. İkisi de ana karakterin deyim yerindeyse ciğerini vermişti ama uslüp çok çok farklıydı. Son olarak kimse dindar değil
KatedralRaymond Carver · Can Yayınları · 2014589 okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2017 151. kitabı
Yer yer aşırı açlıktan sıkılsam da kitap çok sağlamdı ve sürekli içine çekiyordu. Ara ara kendimi baş karakter sandığım oldu. Nerde okudum ya da duydum bilmiyorum da şöyle bir cümle zihnimde dolanıyor "romanda veya filmde baş karakter en çok değişendir." Bu kitapta değişimi net olarak görebiliyoruz. Karakter değşime dirense de değşiyor çünkü aç. Öte yandan sürekli şunu da düşündüm, bu denli açlık benim ülkemde hala varsa onlara nasıl ulaşacağız? Böyle düşünmek bana bir süre yemek yedirmedi. En çok ilgimi çeken bölüm de birisi adamımıza borç veriyor ve "sabahtan beri aç mısınız, bir şeyler yiyin öleceksiniz" diyor. O an haykırdım, abi çocuk 3 gündür aç! Birçok acıya ne kadar uzağız... Son olarak Knut Hamsun adamım :)
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma
7/10
·118 syf.··
2020 2. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2020 00:55
Kitapta söylemek istediği tek şey, kim olursa olsun idam kötüdür... bu yüzden adamımız iyi biri değil veya kendine yöneltilen suçlamaya karşı bir itirazı yok... doğru bir karardı ve temyizim reddedildi diyor. Diğer yandan daha idam mahkumu değilken bile savcıyı ve diğer adalet çalışanlarını onları bir vampir gibi tanımlamış. Hiçbirinin kıyafetinde insanilik yok. Halbuki bu mesleklerin statü mesleği olduğunu düşünürsek özellikle halkın toplandığı karar duruşmasında juri dahil herkes jilet gibi giyinmiştir. Yazar bu şekilde bir adliye sunumu yaparak adalet düzeninin kokuşmuşluğu ve işlevsizliğini vurgulamış. Her yeri dökülen, küflü, köhne bir fabrika gibi. İnsanları derinden sarsıp kitleleri dalga dalga harekete geçirecek bir eser diyemeyiz. Belki tartışmaya açılması onun için yeterliydi... bir şey bir kere tartışmaya açılırsa artık eskisi gibi kalması imkansızlaşır. Önsözüne de baktığımızda tartışmaya açmanın bile ne kadar zor olduğunu görüyoruz. Kitapta önemle bakmamız gerekenin dönemin hukuk anlayışı ve insanların idama karşı susamışlığını görmek olduğunu düşünüyorum. Bir de de benim dikkatimi çeken sürekli "ben de diğer insanlar gibiydim" vurgusu... ben diğer insanlar gibiyken burdaysam, diğer insanlar da bir gün benim yerimde olabilir. Sonlarda verdiği diğer idam mahkumuyla arasına fark koymuş, evet o cezalandırılmayı hak eden, uslanmaz biri. Diğer idam mahkumunu anlatırken de değindiği onu toplum buraya itti, eğer toplumsal düzen böyle olmasaydı o da iflah olmaz bir suçlu olmazdı. Yine de bu tarz eserlerin damağımda bıraktığı eksik arabesk tadı beni hep rahatsız etmiştir. Kibariye arabeski diyebiliriz... oysa içinde sanat olan ve tadı olan Orhan Gencebay eserleri.. Fransa'nın ve Fransız toplumunun idamla olan ilişkisine bakmak istiyorsanız, buyurun. Ama edebi
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma