Ve içine sırlar doluyordu . Yalnız duyulan ve asla bilinmeyen o sırlar ki , birbiri üstüne yığılarak bir iğne ucu kadar küçük bir saha içinde adeta büyük denizler gibi derinleşiyordu ...
...ağlamak , katıla katıla ağlamak , ağladıkça sarhoş olarak ve kendini kaybederek ve hıçkırarak ve hıçkırıklarının sesini duyarak ve katılarak ve katıldıkça kendini toplayarak ve kendini topladıkça yeniden katılarak ağlamak ....
Izdırabın verdiği intibah zamanlarında , kendi kendini aldatmak ,başkasını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar .
....çektiği bu azapların bir gece evvelki zevkin bedeli olduğunu hissediyordu....!