Aslında uzun zamandan beri ölü olduğunu çoktan kavramıştı. Yorucu hayatının bir tiyatro oyunundan ya da korkunç bir hayaletten öteye gitmediğini anlamıştı. Yanıbaşında öylece duran ölümün yüzü, uzun zaman önce kaybolup sonra geri dönen bir akraba gibi tanıdıktı. 
Ansızın bu dünyada hiç yaşamamış olduğu hissine kapılması onu şaşırtmıştı. Hiç hayatını yaşamamıştı. Hatırlayabildiği çocukluk döneminden beri yaptığı tek şey sadece sabretmekti. İyi bir insan olduğuna inanmış ve inandığı gibi kimseye bir zararı da olmamıştı. Hep dürüstü, kendi çapında başarılı olmuştu ve bir süre böyle devam edecekti.