Ah melek! Kopar al o küçücük çiçekli şifa otunu.
Bir vazo yap, sakla onu! Bizlere henüz gizli kalan
Sevinçlerin arasına koy, öv onu, çiçeksi, şen bir yazıyla:
“Subrisio Saltat”
"İstemem bu kof maskeleri,bir kuklayı yeğlerim doludur içi. Katlanırım saman dolu gövdesine,iplerine ve görünürdeki yüzüne. Burada, önünde duruyorum..."
"Ah, hiçbir sakınması yoktu uyuyanın uyurken,
ama rüyada,ama ateşler içinde: nasıl da bırakmıştı kendini;o Körpe, o Ürkek, nasıl dolanıyordu içinin fışkıran sarmaşıklarına,bir bir sarıp sarmalayan büyüyüşlere, yabani bir saldırışla biçimlere.
Öyle vermişti ki özünü. Sevmişti.Kendi içini sevmişti, özündeki yabanlığı, o bakir
ormanı;ve sessiz yıkılmışlığı üzerinde yüreği dururdu, ışık yeşili. Sevmişti."
"Sevenler, ah birbirlerinde doyanlar, soruyorum
sizlere: Tutunmuşsunuz birbirinize. Var mı kanıtınız?
Bakın bana olanlara, bir elim öbürünün farkına
varıyor, Ya da aşınmış yüzüm sığınıyor aralarına.Bir dirhem hissettiriyor bana varlığı. Ama,kim cesaret edebilir bu kadarıyla var olmaya?"