"Şu sırada en moda sözcüklerden biri "nostalji". Geçmişe özlem denilmiyor da, "nostalji" deniliyor her nedense. Gencecik insanlar bile nostaljiden söz edip dururken, benim gibi bir dinozorun geçmişteki Bodrum'u düşündükçe nostalji duymamasının yolu yok elbette."
"İyi giyinmeyi herkes ister elbette. Ama iyi giyinmek istemek başka şey, gözü dönmüş bir halde, bir büyük mağazadan çıkıp ötekine saldırmak, tutkuyla shopping yapmak başka şey..."
"Bir sabah, güneş doğarken, orada uyanmıştım. Deniz de, yeryüzü de, gökyüzü de pespembeydi. Çamların ve günlük ağaçlarının gölgesi, kıpırtısız pembe sulara yansımıştı. Bu dünyadan olmayan bir sessizlik ve huzur vardı çevremde."
Bense, ne ayıp ki, coğrafyaya, tarihe, arkeolojiye boş verirdim. Kendimden geçmiş bir halde, ancak güzellikleri görürdüm. Karya kıyılarında mı yoksa Likya kıyılarında mı bulunduğumuzu merak etmezdim. Ege denizinden Akdeniz'e geçtiğimizi, haritalardan değil, suyun renginin değişmesinden; çok koyu, nerdeyse lâcivert diyebileceğimiz bir maviye dönüşmesinden anlardım. Bu koyu mavi öyle saydamdı ki, tuzlu suları likır lıkır içmek gelirdi içimden. Kendimi zor tutardım. Ara sıra da tutamayıp, bir iki yudum içerdim.