"Kutsal bildiğim her şey üzerine yemin ederim ki beni orada, yani havada hipnotize etti. 'Bir kaptan pilot gibi davran,' dedi bana ve ben de öyleymişim gibi yaptım,çünkü uçmayı bilmiyordum. Ancak uçak güvenle yere indiğinde hipnozdan uyandım."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
160 sayfalık kitapta her bir satırı ders niteliğindeydi. Çünkü her bir satırda karakterleri okurken size verdiği mesajları almanız mümkün. Önyargılı olmanin dezavantaji,Görevimizi yerine getirirken vermemiz ya da olmamiz gereken güven özveri, aile olabilmek, eş olabilmek, insan olabilmek adına güzel bir eserdi. Bir insanın adım adım muhattap oldugu insanlardan dolayi değişimi yoksa merhamet kotu bir şey miydi? İyilikten maraz doğar derlerdi değil mi ? Son sayfa iliklerime kadar acıyı ve hüznü hissetmem ve göz yaşlarıma hakim olamam o degil de ilk sayfalarda sinir olduğum karakter babaya nasıl olur da ağlarken buldum kendimi değil mi ? Ben tam bir alemin yahu ! Oku anlarsın dostum , kitapla kal.
Bir deprem oldu... Bütün alışılmış ve kabullenilmiş dünya düzenlerini yıktı geçti.
Bir deprem oldu... Küsmenin, kızmanın, kırılmanın ne kadar anlamsız olduğunu adeta omuzlarımızdan tutup "kendine gel hayat çok kısa" diye sarsarak bize yeniden anlattı.
En sevdiğimiz insanların, en sevdiğimiz eşyaların, en sevdiğimiz yemeklerin, en sevdiğimiz mekanların aslında saniyeler ile nasıl kaybedeceğimizi yeniden kulaklarımıza fısıldadı. Bir deprem oldu...
Bizim olduğunu iddia ettiğimiz bedenimize bile malik olmadığımızı, mülkün sadece Allah'a ait olduğunu yeniden haykırdı.
Bu kadarız işte. Gücümüzün yettiği yer bu kadar. Kaf dağına kadar uzanır zannetiğimiz burnumuzun büyüklüğü de bu kadar. Hiç ölmeyiz, ölüm bizi hiç bulmazmış gibi taptığımız konforumuzun tanrılığı da aha bu kadar işte. Biriktirdiğimiz paraların miktarı bu, övündüğümüz evlatlar bu, olmadığımız, mülkün sadece Allah'a ait olduğunu yeniden haykırdı. Hepsi ölüm kadar. Güzel yaşamanın değil güzel ölmenin önemini görmüş olduk yeniden. İnsana düşen ders çıkarmak bu durumda. "Rab'bim ben dersimi aldım." diyebiliyorsa insan başına gelen afetler yerini bulmuş demektir. Bundan sonra kenetlenme, birbirine omuz verme zamanı. Biz ne afetlerin ne belaların üzerinden geldik millet olarak. Toparlarız, en güzel şekli ile toparlarız. Şimdi gidip sevdiklerimize sarılalım, onların yüzüne şefkatle bakalım, "iyi ki varsın!" diyelim. Sonra da işin ucundan nasil tutulur onu düşünelim. Ezgi Akgül