İnsan ya kayıtsızlığa kapılıp gider, ya da etrafındaki her şeye yeniden kavuşur: Kayıtsızlığa kapılmamıştım! Madem ki yüreğim çarpmaya devam ediyor, bir şeyler için, birileri için çarpmak zorunda. Sağır olmadığıma göre yeniden çağrılar alacağım. Kim bilir belki bir gün yeniden mutlu olacağım. Belki de... Kim bilir?
Küllerimizi karıştırmış bile olsalar, biz yine de birlikte olamayacağız. Yirmi yıl boyunca birlikte yaşadığımızı sanmıştım. Ama hayır, her birimiz yalnızız! Kuruyan tenlerin altında donup kalan damarlarıyla, giderek yıpranan ciğerleri, böbrekleri ve çekilen kanıyla; içinde taşıdığı, sinsi sinsi hazırlanarak onu başkalarından ayıran ölümüyle, her insan yalnızdır.