"Baba, görüşürüz,’ dedim ona en son. Dokuz sonbahar, dokuz kış,dokuzilkbahar önce bir yaz gecesi. Bazı kışlar çok soğuk geçti, bazı yazlar dediklerine göre son bilmem kaç yılın en sıcak yazıydı. Ağaçlar büyüdü. Göller kurudu. Bazı akarsular denize dökülmekten vazgeçti. Bir sürü hayvan türü yok oldu. Yenileri keşfedildi. Saçlarım defalarca uzadı, hayatımdaki mutsuz manevralardan nasibini alarak defalarca kısaldı. Alnım kırıştı. Milyonlarca beyin hücrem öldü. Eğitim sistemi altı kere falan değişti. Otuz kere sandığa gidildi. Memlekette taş üstünde taş kalmadı. Aşkından ölüp biten ablamla eniştem bile boşandı.
Bizse hiç görüşemedik babamla.”
Ben hayatta yaptığım her şeyi babam beni görsün diye yapmış olabilir miyim?" dedim.
Anlamaya çalışarak yüzüme baktı.
"Yani," dedim, "belki de bütün yaşam kavgam ona sesimi duyurmak, 'Bana bak, baba baksana neler yapabiliyorum ben' demek olabilir mi?"