Zayıflık, Güç ve Dürtü: Mağduriyet ile Zalimlik Arasındaki Gizli Süreklilik
Giriş: Görünürde karşıt, özünde akraba iki davranış
İnsan karakterini değerlendirirken genellikle iki uç davranış birbirinin zıttı olarak düşünülür:
ağlayan, yakınan, kırılgan ve pasif insan ile;
ezen, saldırgan, yıkıcı ve aktif insan.
Biri zayıflığın, diğeri gücün ifadesi gibi görünür.
Ancak insan davranışını daha dikkatli incelediğimizde bu iki durumun çoğu zaman karşıt değil, aynı yapısal kökten doğduğunu görürüz. Ağlayan ve ezmeye eğilimli karakterler çoğu zaman aynı psikolojik zeminin farklı koşullardaki tezahürleridir.
Bu nedenle mesele yalnızca güç ya da güçsüzlük değildir. Asıl mesele, insanın iç dünyasında dürtü ile irade arasındaki ilişkiyi düzenleyebilme kapasitesidir. Zayıflık çoğu zaman güç eksikliğinden değil, kendini düzenleme eksikliğinden doğar. Bu nedenle aynı karakter hem mağduriyete hem zalimliğe yatkın olabilir.
---
I. Zayıflığın gerçek anlamı: Güçsüzlük değil öz-düzenleme eksikliği
Zayıflık çoğu zaman yanlış anlaşılır. İnsanlar zayıflığı yalnızca fiziksel, sosyal veya psikolojik güç eksikliği olarak düşünür. Oysa karakter düzeyinde zayıflık çoğu zaman direnç eksikliği anlamına gelir.
Bir insanın iç dünyasında sürekli olarak çeşitli dürtüler vardır:
öfke
korku
acıdan kaçma isteği
kolay olanı seçme eğilimi
başkasını kontrol etme arzusu