Biraz spoiler var. Bu incelemeyi kimse okumayacağı için pek takmadım.
Kitabımız, Sadie'nin sinir olduğu insanlara yazdığı gizli e-maillerin bütün okula yayılması ve mükemmel öğrenci profilinin zedelenmesi sonucu yaşadığı zorluklar ile ilgili. Sadie'nin; sürekli herkesi memnun etmeye çalıştığını, kendinden fedakarlıklar vererek kurduğu hayatı fark etmesi de sonucu. Tabii bi de 10 yıllık rakibi Julius var. Konusunu okuyabilirsiniz zaten, açıkcası yazmaya üşeniyorum. Yazarın diğer kitabının aksine bu kitabında gerçekten 'rivals to lovers' vardı.
İyi yanları:
+ Sadie ile Abigail: İkisinin arkadaşlığını okumak gerçekten eğlenceliydi. Birbirlerine zıt olmalarına rağmen, birbirlerine karşı anlayışlı ve alışık olmaları çok tatlıydı. Bence Abigail, zorlamadan da özgün bir karakter yazılabileceğinin güzel bir örneği.
+Kitabın dili: Zaten fazla romantik kitap okumam. Yalnızca Ann Liang yazdığında okurum çünkü yerden gökyüzüne betimlemeleri olsun, okuduğumda hep içimde karahindibalar uçuşuyormuş gibi hissediyorum (benzetme olmadı ama benden de bu kadar, acıyın). Karakterlerin duygusal betimlemeleri arada bir tekrara düşüyor ama genel olarak rahat ve hoş bir anlatımı var.
+ Hayatımızdaki küçük anlar: Kitabın en sevdiğim yanlarından biri de hayatta hiç fark etmediğimiz ama bir o kadar duygusal anlara değinilmesi. Zamanla unuttuğumuz ama bir zamanlar değer verdiğimiz nesneler, yaşarken ne kadar mutlu olduğumuzu fark edemediğimiz ama geriye dönüp bakınca anladığımız anılarımız hepsi satırlar arasına özenle dizilmiş. Arada duygulanmadım değil.
Eksik yanlar:
-Romantizm?: Evet, insanlar bunu 'rivals to lovers' için okuyor ama benim için olmadı, maalesef. Julius agayı pek sevemedim. Çocuğun kişiliği yok ki. Soğuk, zalim, karanlık bakışlar ve kahkahalar atmak, bi de nedense Sadie'ye