Ramazanın Son On günü gelmeden önce kalbini şu hakikatlere bağla:
Hidayetin yalnızca Allah’tan olduğunu bil.
Amel etmeye muvaffakiyetin de ancak O’nunla olduğunu bil.
Yardımın yalnızca O’ndan geldiğini idrak et.
Senin; fakir, zayıf, zelil bir kul olduğunu; günahlarının çok olduğunu ve mahrumiyete götüren sebeplerle dolu bulunduğunu bil. Ancak Allah seni rahmetiyle kuşatırsa kurtulursun.
Bil ki Allah’ın sana hiçbir ihtiyacı yoktur.
Kâinat ise tesbih, secde ve rükû ile doludur.
Bununla beraber Allah’a itaat edenlerin itaati O’na fayda vermez; yüz çevirenlerin yüz çevirmesi de O’na zarar vermez.
Kalbinde mahlûkatın zilletini topla.
Kemikleri kırılmış bir kimsenin kırılışı gibi kırıl.
Günahları kendisini kuşatmış, Rabbinin delilleri üzerine gelmiş, ayetleri kendisine karşı hüccet olmuş bir kulun yönelişiyle yönel.
Gel o on güne…
Zillet, boyun eğme ve korku zincirleri içinde gel.
Rabbine karşı haya elbisesini kuşan.
Zayıflık ve aczini itiraf eden bir kul gibi ayağa kalk.
Her yönden Rabbine karşı horluk ve acziyet hissiyle kuşatılmış bir kulun namazı gibi namaz kıl.
Her secde ettiğinde,
Günahlarınla birlikte sana secde etmeyi ikram eden Rabbine karşı hayân daha da artsın.
Hatalarınla birlikte O’nun huzurunda durmana izin vermiş olmasının utancını daha derinden hisset.
Gel o on güne;
Kırık kalplerle, bitkin ruhlarla…
Yoksulluk ve muhtaçlığın yoğurduğu kimselerin kalpleriyle gel.