Miyase Kızılırmak

Miyase Kızılırmak
@Beniunut
Öğretmen
Yüksek Lisans
Kırşehir
Kırşehir, 6 Şubat
47 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
8/10
·172 syf.··
2026 25. kitabı
·
117 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:22
İbn Sina ve İbn Tufeyl'in düşüncelerini bir araya getiren eser, insanın hiçbir rehber olmadan hakikate ulaşıp ulaşamayacağını sorguluyor. Issız bir adada büyüyen Hay'ın, doğayı gözlemleyerek yaşamı, ölümü ve yaratıcıyı anlamaya çalışması kitabın en etkileyici tarafıydı. Özellikle annesi olarak gördüğü ceylanın ölümü karşısındaki çaresizliği ve canlılığın sırrını arayışı uzun süre aklımda kaldı. Kitabın teorik bölümleri zaman zaman beni zorladı. Din ve felsefe üzerine yapılan bazı tartışmalar havada kaldığı için okuma tempom düştü. Buna rağmen Hay'ın merakı, sorgulayan zihni ve hiçbir şeyi hazır kabul etmeyen tavrı eseri benim için değerli kıldı. Hay bin Yakzan bana, bilgiye ulaşmanın ilk şartının bilgi sahibi olmak değil, soru sormaktan vazgeçmemek olduğunu hatırlattı. Bu yüzden tüm zorluklarına rağmen okuduğuma memnun olduğum, düşündüren ve iz bırakan bir kitap olarak hafızamda yer etti.
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·254 syf.··
2026 24. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 07:22
Korkunç Yıllar yalnızca bir savaş romanı değil; aynı zamanda sürgünün, aidiyet kaybının ve insan ruhunun parçalanışının anlatıldığı çok derin bir eser. Kitabı bitirdiğimde beni en çok etkileyen şeylerden biri ise anlatılanların yalnızca kurgu olmamasıydı. Çünkü Cengiz Dağcı, romandaki acıların büyük kısmını gerçekten yaşamış bir yazar. Dağcı’nın Sovyet ordusuna alınması, savaşın ortasında kalması, Almanlara esir düşmesi ve kamplarda yaşadığı ağır koşullar romandaki atmosferin neden bu kadar gerçek hissettirdiğini açıklıyor. Kitabı okurken bazı sahneler insanın gözünde canlanıyor; çünkü anlatılanlar sadece hayal edilmiş olaylar gibi durmuyor. Açlık, korku, çaresizlik ve sürekli hayatta kalma çabası satır aralarından taşarak okura geçiyor. Romanın dili oldukça yalın olmasına rağmen etkisi çok büyük. Özellikle anlatıcının olayları günlük yazar gibi aktarması, her ayrıntının ince ince işlenmesi kitabı daha da çarpıcı hale getiriyor. Kamplardaki yaşam, insanların psikolojik çöküşü ve savaşın insanı içten içe tüketmesi o kadar gerçekçi anlatılmış ki okurken birçok yerde durup düşünme ihtiyacı hissettim. Beni en çok etkileyen noktalardan biri ise anlatıcının hiçbir zaman tam anlamıyla kurtulamamasıydı. Ne Rus baskısından tamamen sıyrılabiliyor ne de Alman korkusunu üzerinden atabiliyor. Hayatta kalmaya çalışırken yavaş yavaş benliğini kaybediyor. Savaş sadece bedenleri değil, insanın ruhunu da yok ediyor. Kitap boyunca Kırım’ın da ayrı bir karakter gibi işlendiğini hissediyoruz. Çünkü Kırım yalnızca bir toprak parçası değil; çocukluk, aidiyet, hafıza ve kimlik demek. Belki de bu yüzden romanın en ağır duygusu “yurtsuzluk.”
Korkunç YıllarCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20192,783 okunma
6/10
·248 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 05:31
Altı Harfli Bir Tatlı, Şermin Yaşar’dan okuduğum ilk kitaptı. Daha önce yazarın özellikle öykücülüğüyle ön plana çıktığını, hatta önemli ödül aldığını biliyordum. Bu yüzden kitaba başlarken daha yoğun, daha derinlikli bir anlatı beklediğimi söyleyebilirim. Kitap kötü müydü? Değil... Oldukça akıcı, samimi ve yer yer insanın içine dokunan cümlelere sahipti. Özellikle yalnızlık, terk edilme ve aile ilişkileri üzerine kurduğu bazı anlar gerçekten etkileyiciydi. Fakat benim için bu etki çoğunlukla “anlık” kaldı. Okurken hissedilen duygular vardı ama kitap bittiğinde zihnimde büyümeye devam eden bir yoğunluk oluşmadı. Sanırım burada biraz okur beklentisi devreye giriyor. Ben daha çok psikolojik çözümlemeleri güçlü, alt metni yoğun, okuru düşünmeye zorlayan eserleri seviyorum. Bu kitap ise duygusunu doğrudan veren, daha sade ve kolay okunan bir anlatıyı tercih ediyor. Belki de bu yüzden bana daha çok genç okurlara ya da okuma alışkanlığının başındaki kişilere hitap eden bir kitap gibi geldi. Yine de Şermin Yaşar’ın geniş bir okur kitlesine ulaşmasını anlayabiliyorum. Çünkü dili sıcak, cümleleri kolay bağ kurduruyor ve okuru yormadan ilerliyor. Sadece benim edebiyatta aradığım derinlik duygusunu tam olarak karşılayamadı. Okunabilir, samimi ama bende uzun süre yaşayacak bir etki bırakmayan bir roman olarak kaldı.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
10/10
·800 syf.··
2026 22. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 05:52
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınız anda bitmez. Kargalar Büyücüsü benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitabı okurken yalnızca hayali bir ülkenin yönetimini değil; günümüz dünyasında hâlâ devam eden güç ilişkilerini, korkuyu ve insanların sessizliğini de görüyorsunuz. Bu yüzden kitap, fazlasıyla gerçek hissettiriyor. En sevdiğim tarafı ise anlatım dili oldu. Bu kadar politik bir kitabın absürt ve mizahi bir üslupla yazılması bence kitabı çok daha etkileyici hale getirmiş. Okurken bazı yerlerde gülümsüyor ama birkaç sayfa sonra aslında ne kadar sert bir eleştiri okuduğunuzu fark ediyorsunuz. Özellikle hükümdarın yaşadığı her olay karşısında şişip devleşmesi çok güçlü bir metafordu. Güç kaybettikçe daha görkemli görünmeye çalışan yöneticileri düşündürdü bana. Kitapta dikkatimi çeken başka bir detay da hükümdarın çocuklarının organlarını büyütmesiydi. Burnun, kulağın ve gözün büyümesi bana iktidarın her şeyi görme, duyma ve kontrol etme isteğini çağrıştırdı. Ama bir yandan da devletlerin kontrol etmeye çalıştıkça nasıl “canavarlaştığını” hissettirdi. Kitabın ismi bile çok orijinal olmuş. “Kargalar Büyücüsü” bence yalnızca dikkat çekici bir isim değil, kitabın ruhunu taşıyan bir metafor. Kargalar bana sanki yıllardır değişmeyen bu düzeni uzaktan izleyen sessiz gözlemciler gibi geldi. İnsanlar değişiyor, liderler değişiyor, hatta sistemler değişiyormuş gibi görünüyor ama iktidarın doğası hep aynı kalıyor. Kargalar da bütün bunların üstünde dolaşan bir hafıza gibiydi sanki. Aynı zamanda kitap boyunca toplumun görünmez bir büyü altında yaşadığı hissi vardı. Herkes gerçeği biliyor ama yine de düzen devam ediyor. İnsanların korkudan, çıkar ilişkilerinden ya da alışkanlıklarından dolayı sessiz kalması bana görünmeyen bir büyünün etkisini düşündürdü. Bu yüzden
Kargalar BüyücüsüNgugi Wa Thiongo · Ayrıntı Yayınları · 2021106 okunma
9/10
·104 syf.··
2026 21. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 20:37
Detaylar kısa ama etkisi uzun süren bir kitap. İlk bakışta sade bir anlatım gibi görünse de aslında hafıza, kimlik ve ilişkiler üzerine yoğun bir roman. Olay anlatmaktan çok, insanların bizde bıraktığı izlere odaklanıyor. Kitabın merkezinde anlatıcının hayatına giren birkaç önemli kişi var: eski sevgililer, arkadaşı Sally ve annesi. Ancak kitap bu kişileri klasik bir hikâye gibi detaylandırmıyor. Daha çok onların anlatıcıda bıraktığı duygular ve etkiler üzerinden ilerliyor. Romanın yapısı da oldukça parçalı. Geçmiş, anılar ve kişiler arasında sürekli geçişler var. Bu yüzden okurken bazen odak değişiyor gibi hissedilebilir. Ama bu bilinçli bir tercih çünkü hafıza da düzenli değil, parçalı ve sıçramalı çalışıyor. Anlatıcı, hayatına giren insanlarla derin ilişkiler kurdukça aslında kendi kimliğinden uzaklaşıyor gibi hissediliyor. Her ilişkide farklı bir “kendisi” ortaya çıkıyor. Bu ilişkiler bittiğinde sadece insanlar değil, o dönemdeki kendilik hali de kayboluyor. Bu yüzden geçmişe dönüp insanları hatırlaması, aslında o kişilerden çok o dönemki kendisini araması gibi okunabilir. İlişkilerde tekrar eden bir döngü var: Yakınlaşma, bağ kurma ve ardından gelen kopuşlar. Bu kopuşlar anlatıcıya tam bir rahatlama getirmiyor. Aksine bir boşluk yaratıyor ve bu boşluk onu tekrar geçmişe yönlendiriyor. Sally karakteri ise bu yapı içinde daha kalıcı bir yer tutuyor. Diğer ilişkiler daha geçici ve kırılgan ilerlerken Sally, anlatıcının hayatında daha güçlü bir iz bırakıyor. Bu da kitabın önemli sorularından birini öne çıkarıyor: Bir insan hayatımızda gerçekten kim olarak kalır, kim sadece hatıra olur? Annenin hikâyesi de bu sürecin önemli bir arka planını oluşturuyor. Detaylar içinde anne bölümü, doğrudan büyük olaylarla anlatılan bir hikâye gibi değil; daha çok anlatıcının
DetaylarIa Genberg · İthaki Yayınları · 20251,335 okunma