Bugünün dünyasında ise birey var olduğunu hissetmek için tüketmektedir; ama bu varoluş inşa edilmiş sanal bir varoluştur. Zihinde inşa edilen varoluş biçimi ve bunu sağlayacak tüketim araçları son derece dinamik olup sürekli değişmekte, domino taşları gibi bir sonrakini harekete geçirmekte ve böylelikle birey doyumsuz bir şekilde tüketme ihtiyacına sahip olmaktadır.
Modern dönemin egemenleri, dün olduğu gibi bugün de birilerini mağdurlaştırdıkları ve o birilerinin mağduriyetini sürekli hâle getirdikleri sürece daha fazla güç ve imkån elde etmelerini sağlayan araçları hiç terk etmediler. Vicdan, hak, hukuk, adalet gibi her türlü insani değerin devre dışı bırakıldığı bir savaşın faili ve galibi olarak kendi türlerine karşı ceberrutluklarını her geçen gün daha fazla artırdılar.
Din gününe inanmayan birinin Allah inancı, O'nu sadece yaratıcı konumuna indirger. Böyle bir tanrı, teşekkür edilen, minnettar olunan ama sorumlu olmadığımız bir tanrıdır. Hesap günü yoksa mesuliyet hissi de yoktur, hesap yoktur, dolayısıyla kural yoktur. Sadece yaratan, veren, yardım eden, seven, fakat diriltmeyecek, hesap sormayacak bir tanrı üretmek, her türlü mükellefiyetten azade bir şekilde kutsala yakın olma (ilsak) ihtiyacını karşılamaya yöneliktir.
İbadet ehli olup da ahlâkında beğenmediğimiz
yönler olan insanların durumuna gelince, bizler dışarıdan bakarak ibadetlerin onları nereye getirmediğini görebiliyoruz fakat nereden getirdiğini göremiyoruz. Herkesin hayata başladığı nokta farklı olduğu gibi varacağı yer de aynı olmayacaktır