Bir Paris aşk hikayesi beni duygusal olarak derinden etkileyen romanlardan bir tanesi. Öncelikle belirtmek gerekirse Alexandre Dumas’ın oğlu Alexandre Dumas tarafından yazılmıştır.
Kitabın konusuna geldiğimizde: Armand Duval ile Marguerite Gautier’in aşkı, bir yosma olan marguerite’in ölümsüz bir aşk hikayesi…
Bu kitap yosma olsun olmasın kadınlara karşı önyargıyla yaklaşılmaması gerektiğine vurgu yapıyor
Önyargı değil empati duygusunun önemini vurguluyor. Gerçek bir hikaye olması beni daha da derinden etkiledi. Kitabın sonunu kitap okurken tahmin edebiliyorsunuz ama okurken o duygusal aşk atmosferini size öyle bir hissettiriyor ki romanı özel kılan özelliklerden biri.
Sevdiğim alıntılar:
“ o günden beri, hiçbir kadını ilk bakışta küçümsemedim”
Sf-6
“Gün ışınlarını hiç görmemiş körlere, doğanın ezgilerini hiç işitmemiş sağırlara, ruhunun sesini hiçbir zaman duyuramamış dilsizlere acırsınız da utanç gibi yalancı bir bahane bulur, zavallı kadınları deliye döndüren, iyiyi göremeyecek, Tanrı’nın sesini duyamayacak, aşkın ve inancın arı dilini konuşamayacak duruma getiren bu gönül körlüğüne, bu ruh sağırlığına, bu bilinç dilsizliğine acımak istemezsiniz.
Sf-19