“Babam kendine yemek alıp tabağı ötekilere doğru itiyor. Ama yemeye başlamıyor. Elleri tabağın iki yanında yarı kapalı, başı biraz eğik, dağınık saçı fener ışığında dimdik. Kafasına tokmağı yedikten sonra canını yitiren, ama öldüğünü de daha anlamamış bir dana gibi.” -Dewey Dell.
“(…) Anse’ın orada korkuluk gibi duruşunu bir su birikintisinin içinde dizine kadar gömülü bir danaymış da, biri alıp birikintiyi götürmüş, o daha fark etmemiş gibi.” - Vernon Tull.
“Zaman zaman insan düşünüyor. Bu dünyadaki üzüntüleri, tasaları; şimşek gibi herhangi bir yerden vurabileceklerini. Sanırım kişinin sığınağı ancak güçlü bir Tanrı inancı olabilir, yalnız kimi zaman Cora bunda fazla ileri gidiyor, hani başkalarını öte yana yığıp da kendi herkesten daha yakına sokulmak ister gibi.” Tull’un bilinç altından geçen bu düşünceler, karısının tanrı inancındaki sahte yanı hafiften sezdiğini ama tam olarak kabullenmediğini gösteriyor. Cora romandaki çoğu karakter gibi dili, yaptığı eylemleri ve düşüncelerini doğrulamak amacıyla kullanıyor. Müşterisinin sipariş ettiği çörekleri almaya gelmemesine içten içe sinir oluyor ama dıştan “Tanrı’nın işi, kurcalanmaz”, veya “herhalde işine yaramayacaktı.” gibi anlayışlı laflar ederek gösterdiği dindar imajı pekiştiriyor. Bunu o kadar bağlanarak yapıyor ki gerçek Tanrı inancı, sahip olması gereken o yüce duyguyu yitiriyor onun dilinde. Addie’nin öldüğünü öğrenir öğrenmez, tanrı öyle buyurduğu için ziyarete gitmek için yalvarıyor Tull’a, sarsılan komşularına destek olmak için değil. Annesinin ölümüyle yıkılan Vardaman yağmurda dizine kadar çamura batmış bir şekilde kapılarına dayandığında onun “halıları pisletmesine” takılıyor. Tanrının, o çocuğun üzüntüsünün içinde gizlendiğini göremeyecek kadar yüzeysel bir inancı var. Bunu sezen Tull, Cora’nın “başkalarını bir yana yığıp kendisinin tanrıya herkesten daha yakın sokulması” metaforunu kullanıyor. Çünkü Cora, Tanrı’nın kendi suretinde yarattığı insanların acılarını hissetmiyor, onları bir kenara itiyor ve aklında kendi oluşturduğu sahte inanca daha da sıkı bağlanıyor.
Zaman zaman insan düşünüyor. Bu dünyadaki üzüntüleri, tasaları; şimşek gibi herhangi bir yerden vurabileceklerini. Sanırım kişinin sığınağı ancak güçlü bir Tanrı inancı olabilir, yalnız kimi zaman Cora bunda fazla ileri gidiyor, hani başkalarını öte yana yığıp da kendi herkesten daha yakına sokulmak ister gibi.