Allah'ı ve ölümden sonraki hayati bir kenara ittikten sonra tabiî olarak ahlâk, kendi kaidelerini materyalist değerlerden almak zorunda kalmış ve bulabileceği tek kaynak da yaşanılan tecrübe olmuştur. Bu hususta Co kimse onu arzu edebilir; fakat, dinin verdiği değerleri yeniden sağlam temeller üzerine oturtma veya kutsal elçiler tarafından sunulan ahlâk prensiplerini insan hayatında yaşatma imkânı yoktur.
"Sekülerizm" yani dünyevileştirmek, dini ve uhrevi olanı dünyanın şartlarına mal etmek, din ve ahiret anlayışını yıkmak. Bir başka ve daha özgü tanımı "dinin dışarı çıkarılması"dır. Sekülerlik dini sadece yönetimden, kamudan değil bireysel ve toplumsal hayatın tamamından, zihinden eğitimden vs. Her yerden dışarı çıkarmayı hedefler
Zira deneysel olarak şunu biliyoruz: insan hareket halinde olmaktan, eylemde bulunmaktan alıkonamaz. Hele hareket sadece arazda değil, cevherde sürüp gidiyorsa, bu durumda kıyamete kadar insanlara mesaj götürmek üzere gelen bir din, nasıl statik olmayı, muhafazakar olmayı kabul edebilir?