Komünizm, ayrı ve orijinal bir medeniyet olarak kabul edilemez. O, Batı medeniyetinden ayrılan yeni bir gelişmedir. Avrupa'da ve kiliseye karşı ayaklanmada ortaya çıkmıştır. Problemlerini kendine has yollarla çözmek için, kendini Allah ve peygamber inancından uzak tutmuştur.
Allah'ı ve ölümden sonraki hayati bir kenara ittikten sonra tabiî olarak ahlâk, kendi kaidelerini materyalist değerlerden almak zorunda kalmış ve bulabileceği tek kaynak da yaşanılan tecrübe olmuştur. Bu hususta Co kimse onu arzu edebilir; fakat, dinin verdiği değerleri yeniden sağlam temeller üzerine oturtma veya kutsal elçiler tarafından sunulan ahlâk prensiplerini insan hayatında yaşatma imkânı yoktur.
"Sekülerizm" yani dünyevileştirmek, dini ve uhrevi olanı dünyanın şartlarına mal etmek, din ve ahiret anlayışını yıkmak. Bir başka ve daha özgü tanımı "dinin dışarı çıkarılması"dır. Sekülerlik dini sadece yönetimden, kamudan değil bireysel ve toplumsal hayatın tamamından, zihinden eğitimden vs. Her yerden dışarı çıkarmayı hedefler
Bilindiği gibi 1789 yılında Fransa'da adına "büyük burjuva devrimi" denen ihtilal olmuş ve bu ihtilalin hemen arkasında 1. Fransız Cumhuriyeti kurulmuştu. Bu yeni cumhuriyetin yeni teşekkül edilen meclisinde de halkı yönetmek üzere gelen üyeler veya temsilciler daha ilk günlerden itibaren, aralarındaki esaslı siyasal, ekonomik ve kültürel farklılığı yansıtacak bir bölünmeye uygun bir biçimde yerlerini aldılar. Buna göre meclis kürsüsünün sağında aristokrat ve ruhban sınıflarının temsilcileri otururken, kürsüye göre sol sıralarda da burjuvazinin temsilcileri yer aldı. Burjuvazi, Fransız ihtilalini yapan, ihtilalin düşünce temellerini hazırlayan ve eski feodal yapıya karşı değişikliği, yeniliği, ruhban ve aristokrat sınıflara karşı eşitliği savunan yeni bir sınıftı. Sağda oturan aristokrat ve ruhban sınıfların temsilcileri ise gerçekleşen ihtilal ile eski çıkarlarını adeta tümüyle kaybetmiş tutucu kimselerdi. Dolayısıyla eşitlik düşüncesine karşı düşman bir tavırları vardı. Yeniliği, değişimi ve ihtilalin sloganlaştırdığı temel felsefeleri karşılarına almak zorundaydı. Bu temel çelişki ve farklılık meclis sıralarında da kendini bütün çıplaklığı ile ortaya koymuştu. Bu sıralamaya göre feodal yapıyı, eski ayrıcalıklı kurumları savunan aristokratlar ve ruhban sınıfı "sağcı" devrim felsefesini eşitlik düşüncesini ve temel değişimi savunan burjuva sınıfı da "solcu" oluyordu. İşte bu temel çelişkiye uygun olarak mecliste görülen sağ ve sol sıralama, siyasal literatüre de böyle yansıdı ve geçti.
Çağdaş Kavramlar ve Düzenler Ali Bulaç
Sayfa 210 - Çağdaş Kavramlar ve Düzenler Ali Bulaç·Kitabı okudu