Ötesiyle berisiyle kişiliğiniz bütünüyle size ait bir bahçedir. bu bahçede
ne yetiştirdiğiniz, neyi söküp attığınız, neyin yetişmesine kesinlikle izin
vermediğiniz tamamen sizinle ilgili...
Bahçenizde neyin yaşayacağına ya da yaşamayacağına sadece siz karar
verirsiniz.
bir yetişkin olduğunda varlık ve benlik sınırlarına duyduğu ihtiyaç
daha da artar. Yapacağı ya da yapmayacağı her seçimin bütün bir hayatına
mal olabileceğini bilir. Ancak çocukluğundan beri kişisel sınırları
tanınmamış, özel alanına saygı gösterilmemiş, kaybetme ve reddedilme
korkularına yenilerek kendini ortaya koyamamış, sorunlardan kaçınmaya
çalışıp her talebi kendine görev edinmiş, fedakârlığı bedeninin bir
refleksine dönüştürmüş hangi birey, hayır demeyi becerebilir ki?
Hayır diyememek öfkeye yol açar. Kendi eliyle kendi varlık ve benlik
sınırını ihlal etmiş bir birey, kendine saygısızlık ve haksızlık ettiği için
vicdanen rahat değildir ve öfkeyle doludur. Olmak istediği kişi olamamış,
olmak istemediği biri gibi davranmak zorunda kalmış, özgüven ve kararlılık
gösteremediği için suçluluk ve mahcubiyet hissediyordur. Kendiyle bu denli
kavgalıyken, başkasından saygı ve şefkat görmesi mümkün değildir.