Hayır deme cesaretine zaten sahipsiniz. Kullanmayı öğrenin ki içinizdeki
bu kas gelişip kuvvetlensin, deneyimlediğiniz olayların ve durumların
olumlu, etkili ve verimli sonuçlarıyla bir an evvel tanışın. En önemlisi de
zihninizdeki radyonun kumandasını ele geçirin artık. Frekansınızı bozan
yabancı sinyaller araya karışarak ritminizi değiştirmesin. Başka kanalların
yayın dalgaları hayatınızı işgal etmesin. İstediğiniz yaşam şarkısını özgürce dinleyın
Dünyanın en basit sorusu gibi görünse de aslında gayet mühim bir seçim
yöneltiyorum şu an size:
“Yumurtayı nasıl seversiniz?”
Çok mu basit?
Güzel...
O halde cevabınıza gelelim.
“Rafadan yerim.”
“Omlet isterim.”
“Kayısı kıvamında tercih ederim.”
“Fark etmez...”
“Fark etmez” cevabı hayır diyemeyenlerin yedek cümlesidir.
Ne kadar çok kullanırsanız, o kadar yabancılaşmaya başlarsınız
kendinize. Bir süre sonra bırakın ne istediğinizi söyleyip ne istemediğinizi
açıklamayı, evde kahvaltı hazırlarken bile “Fark etmez. Öyle de yerim,
böyle de...” sonucuna varırsınız ki bu varlık ve benlik sınırlarınızın artık
iyice silikleşmeye başlamış olduğunun bir göstergesidir ve aslında acıklı bir
sonuçtur.
Yumurtayı aslında nasıl sevdiğinizin bile farkında değilsiniz...
“Öyle de olur, böyle de, fark etmez...” cevabını sadece yumurta seçerken
vermediğinizi, hayatınızın her alanında bu yaklaşıma sahip olduğunuzu
hayal edin bakalım bir de.
“İstediğim ilişki bu değil ama fark etmez. Hiç yoktan iyidir.”
“Evet dediğim bir işte çalışmıyorum, evet demek zorunda kaldığım işi
yapıyorum ama fark etmez...”
“Borç vermek istemiyordum ama nasılsa borcunu öder. Şimdilik parasız
kaldım ama fark etmez. İdare ederim.”
“Bana istemediğim sözlerle hitap etti ama sonuçta niyeti kötü değildi.
Hakkımda yanlış bir fikre sahip ama fark etmez.”
“Eve erken dönmek istediğimi söyleyebilseydim keşke. Çok uykusuz
kaldım ama fark etmez.”
Önemsiz Hayır Yoktur
“Çay sevmiyorum ama olsun. Bir tane alabilirim” demek uyumlu bir
insan olduğunuz algısını destekler. Kabul...
Ne içeceği konusunda bile sorun çıkarmayan biri olarak yormayan,
zorlamayan biri olarak sempati dahi yaratabilirsiniz.
“Ne tatlı bir insan bu” diye bile düşünebilirler hakkınızda.
Ancak olmadığınız biri gibi göründüğünüzün kendiniz bile farkında
değilsinizdir o anda.
Bazen çay içen, bazen çay içmeyen biri olarak zaman içinde iletişim
halinde olduğunuz ortamda flulaşmaya, giderek görünmez olmaya
başlarsınız.
Garip değil mi?
Hayır ben kesinlikle borç para vermem ama bu seferlik böyle olsun
bakalım, seni kırmayayım” yaklaşımı gayet acıklı değil mi?
Aslında sınırlara sahip çıkma arzusu var, ancak irade gücü yok...
Dilde bir hayır duruyor ama varlık ve benlik alanı ihlale gayet açık ve
müsait.
İkna edilebilir olmak, bir tür güvensizliktir.