Belam ibni baura kıssası
Belam İbni Bâura, Musa aleyhisselam zamanında yaşamış, İsrailoğullarından biriydi. Kendisine Allah tarafından “İsmi Azam” duası öğretilmişti. Bu öyle bir ilimdi ki, onunla dua ettiğinde Allah dualarını kabul ederdi. Çok büyük bir manevi makamdaydı, hatta bazı rivayetlerde duaları gökten arşa ulaşırdı.
Bir gün Musa aleyhisselam, kavmiyle birlikte Kenan diyarına, yani bugünkü Ürdün ve Filistin topraklarına doğru yola çıktı. Orada yaşayanlar, Musa ve ordusunun geldiğini duyunca korkuya kapıldılar. Belam’ın yüksek maneviyatını bilen bu kavmin liderleri, ona hediyeler ve dünyalık menfaatler vererek, Musa’ya beddua etmesini istediler.
Başta Belam bunu kabul etmedi, çünkü Musa’nın hak peygamber olduğunu biliyordu. Fakat ısrarla karşılaştıkça ve dünya menfaatleri gözünü kör ettikçe, nefsine uydu. En sonunda razı oldu ve İsmi Azam duasıyla Musa aleyhisselama beddua etmek üzere dua etmeye başladı.
Ancak ne zaman dua etmeye kalksa, dili Musa için dua etmeye başlıyordu, beddua edemiyordu. Kendini zorladı, hatta nefsine daha çok uydu. Sonunda Allah, Belam’ın kalbini mühürledi ve onu hidayetten saptırdı.
Bu olay üzerine A’râf Suresi 175-176. ayetleri nazil oldu. Belam’ın hali “köpeğe benzetilerek” tasvir edildi. Çünkü köpeğe kovsan da üzerine saldırır, bıraksan da üzerine gelir. Yani nefsine uyan, hidayeti terk eden kişinin hâli böyle rezil olur.
⸻
İbret:
Bu kıssa, ilim ve makam sahibi olup da nefsine uyanların nasıl düşebileceğini gösteren çok derin bir ders içerir. Allah’ın verdiği ilmi dünyevi çıkar uğruna kullananların sonu, çok acı olur. Bu yüzden, ilimle amel etmek, kalbi temiz tutmak ve nefsin oyunlarına karşı daima dikkatli olmak gerekir.