Müslimmm girls

Müslimmm girls
@Berfinmiix
“İnsanlar hür olarak doğar ama,her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar .” S
Belam ibni bâuranın kıssası
Belam ibni baura kıssası Belam İbni Bâura, Musa aleyhisselam zamanında yaşamış, İsrailoğullarından biriydi. Kendisine Allah tarafından “İsmi Azam” duası öğretilmişti. Bu öyle bir ilimdi ki, onunla dua ettiğinde Allah dualarını kabul ederdi. Çok büyük bir manevi makamdaydı, hatta bazı rivayetlerde duaları gökten arşa ulaşırdı. Bir gün Musa aleyhisselam, kavmiyle birlikte Kenan diyarına, yani bugünkü Ürdün ve Filistin topraklarına doğru yola çıktı. Orada yaşayanlar, Musa ve ordusunun geldiğini duyunca korkuya kapıldılar. Belam’ın yüksek maneviyatını bilen bu kavmin liderleri, ona hediyeler ve dünyalık menfaatler vererek, Musa’ya beddua etmesini istediler. Başta Belam bunu kabul etmedi, çünkü Musa’nın hak peygamber olduğunu biliyordu. Fakat ısrarla karşılaştıkça ve dünya menfaatleri gözünü kör ettikçe, nefsine uydu. En sonunda razı oldu ve İsmi Azam duasıyla Musa aleyhisselama beddua etmek üzere dua etmeye başladı. Ancak ne zaman dua etmeye kalksa, dili Musa için dua etmeye başlıyordu, beddua edemiyordu. Kendini zorladı, hatta nefsine daha çok uydu. Sonunda Allah, Belam’ın kalbini mühürledi ve onu hidayetten saptırdı. Bu olay üzerine A’râf Suresi 175-176. ayetleri nazil oldu. Belam’ın hali “köpeğe benzetilerek” tasvir edildi. Çünkü köpeğe kovsan da üzerine saldırır, bıraksan da üzerine gelir. Yani nefsine uyan, hidayeti terk eden kişinin hâli böyle rezil olur. ⸻ İbret: Bu kıssa, ilim ve makam sahibi olup da nefsine uyanların nasıl düşebileceğini gösteren çok derin bir ders içerir. Allah’ın verdiği ilmi dünyevi çıkar uğruna kullananların sonu, çok acı olur. Bu yüzden, ilimle amel etmek, kalbi temiz tutmak ve nefsin oyunlarına karşı daima dikkatli olmak gerekir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Senin için gelecek,geçmişten hayırlı olcak. “Duha ,4
Alıntı
İnsan niyet ile nasip arasında ince bir çizgide yaşar ,Niyetini bozan nasibini kaybeder..’
Hayata Dair
Gıybet
Gıybet’in Tarifi Gıybet, duyduğu zaman insanın hoşuna gitmeyen ,gaybında yapılan konuşmadır.söylemiş olduğun şey,ister bedeninde ,ister nesebinde ister ahlakında,ister fiilinde , ister zihninde ,ister bünyesinde olsun hiçbir fark yoktur. Hatta elbisesinde , evinde ve bineğinde bile hoşuna gitmeyen bir eksikliği belirtsen yine gıybet olur . Bedene gelince ;gözündeki zayıflığa şaşılığa başındaki kelliği boynunun kısa ve uzunluğunu renginin siyahlığı ve sarılığını belirtmek gibidir . Nasıl olursa olsun kişinin kendisiyle vasıflanabilceği düşünülen ve söylendiği takdire hoşuna gitmeyen her söz gıybet sayılır . Nesebe gelince ; çiftçi ,ziraatçi veya hindli dir ayakkabı tamircisi veya çöpçüdür” gibi kişinin hoşuna gitmeyen herhangi bir özeliğini söylemendir . Ahlaka gelince ;”o kötü ahlaktandır; cimri,gururlu,riyakâr,fazla öfkeli, korkak,âciz,zayıf kalplidir”vb.demek de gıybettir. Dil ile ilgili fiillerine gelince o hırsız yalancı içkici hain zalim namaz hususunda gevşek namaz ve zekat konusunda adaba Riayet etmeyen güzel rükü ve secde yapmayan necasetten korunmayan anne ve babasına karşı itaakâr olmayan zekâtı dinin emrettiği yerlere güzelce taksim etmeyi beceremeyen veya orucunu kadınlarla müstehcen konuşmaktan gıybet yapmaktan ve halkın namusuna saldırmaktan koruyamayan biridir demekde gıybettir Dünya ile ilgili fiiline gelince onun edebi noksandır insani ilişkilerde küstahdır veya senin kendisinin üzerinde hakkın olduğunu hiç görmediği gibi kendi nefsinin herkeste hakkı olduğunu sanır veya fazla konuşur .fazla yer ,fazla uyur ,uyku vakti olmayan vakitlerde uyur, uygun olmayan yerlerde oturur “demekte gıybettir .elbisesinde ise “onun giysi kolları pek geniştir .eteği uzun, elbisesi kirlidir “demekte gıybettir bir grup “din konusunda gıybet yoktur .çünkü din hususunda
Alıntı