En kötü kaynana o mu bilmiyorum ama çok kötü…
Orhan Kemal, ağlayarak yazdım dedi ama ben okurken hüzünlenmekten çok sinirlendim. Kitabın içine girip Hacer hanıma, ve eşinin sözüne itibar etmeyip annesinin sözüne tapan Mazhar beye iki tane çarpasım geldi :)
Kitabın dili oldukça hafif, betimleme olarak yeterli, okurken bir bakmışsınız ki sonuna gelmişsiniz. Okurken sıkılacağınızı pek düşünmüyorum.
Konuya gelecek olursak;
Kitabımız Kaynana Hacer, kafasına vur ekmeğini al Nazan, ve adaletini sadece mahkmede konuşturan Mazhar bey ekseninde dönüyor.
Gelinini sürekli aşağılayan, oğluna layık olmadığını söyleyen bir kaynananın türlü yollarla oğluyla gelinini ayırmak için dönderdiği dolaplar sonucu emeline ulaşıyor. Tabi bu hikaye de tek hatalı Hacer hanım mı orası muamma. Biriyle evlenmek, hayatına aldığım insanı Ailen, mabedin etmektir. Ne Annen babandan üstün kılmak, ne de onlardan aşağı bir değer vermektir. Aile ile eş dengesini kuramayan birinin evlenmemesi kanısındayım. Mazhar bey gibi.
Ama şöyle bir durum var ki Mazhar bey sadece saygıda kusur etmeyen ,sessiz, sakin Nazana karşı öyle oluyor maalesef. Nazandan boşanıp da bar kızı denilen Nerimana gelince süt dökmüş kediye dönüşüyor resmen karıcım aşağı karıcım yukarı :)
Gerçek hayatta öyle değil mi zaten saygısını koruyup sessiz olan paspas edilirken, hovarda saygısız olan ise hep el üstünde tutulur.
Kitabı okurken çıkardığım anlamlardan bir de bu oldu.
Kendimce incelemesini yaptım. Ama eksik, ama kusurlu… :)
Kitabı okuyun dermiyim, evet derim.
Kitabın içeriği, sonu hakkında pek spoiler vermek istemiyorum. Sizi kitapla başbaşa bırakıyorum ve iyi okumalar diliyorum.