Onlar içip içip sarhoş olarak aşırı duygusal bir havaya bürünedursunlar, Martin onları in- celiyor ve içlerindeki canavarın ortaya çıkıp onlara hâ- kim oluşunu izledikçe artık onlar gibi olmadığı için Tanri'ya şükrediyordu. İçki içmenin bir haddi hesabı oldu-gunu unutuyor, sarhoş olduklarında salakça hallerini fark etmeyip kendilerini ilahlaştırıyorlardı, her biri kendinden geçerek esrik arzularla dolu cennetlerinde huküm sürüyordu. Martin ise sert içki içme ihtiyacı duymuyordu artık. O, kendisini aşk ateşiyle yakıp daha üstün ve ebedi bir yaşamı bir an için görmesini sağlayan Ruth sayesinde, beynini kemiren sayısız arzu kurtçuğunu harekete geçiren kitaplar sayesinde ve yeni edindiği, tüm bedenini daha da sağlıklı kılan kişisel temizlik alış- kanları sayesinde farklı, çok daha derin sarhoşluklar yaşıyordu şimdi.
Kızıl Veba , olağan bir medeniyetin çöküşü ve çöküşün getirdiği , insan dışı ve etikten yoksun barbarca ve tekrar yaşamın ilk noktasina gelme olan kitapta yaşlı profesörün yanındakileri ilkel yaşama hakkına bilgilendirmesi ve o esnada ilkel yaşamdaki değerli maddelerin varlığından haberdar etmesidir , felsefi anlamda kendi kendimizi çöküşe sürüklendiğmizin somut bir örneğidir yazarın ileri görüşlülugu tabi arka planda kalmamalı Kızıl VebaJack London
Agirî tev agir e, dûrî herin dijwar e ew;
Ne agirê îsal e, lê agirê sedsal e kevnar e.Gava çavên te lê dikevin bi şewq û şemal,
Tu dibê qey qurix e, lê ne qurix e tev ar e.Bi xwendina wê xew dibî dijminê çavên reş;
Şev tev diçî, lê tu dibê hê êvar e.Ne dê û ne bav, di bîra te nayên kes;
Wek jana zirav e, lê mêrkuj e, wek mar e.Ne xwezî bi wî ko carek lê binêrî bes;
Şadî, dijmin û tim bi qîr û hawar e.Rêça wergirtina taca keyan didî ber te, lê
Ew rê bi çiyakî bilind ve diçî berwar e.Ew agir, agirê dilê Cegerxwîn ê pir geş;
Rojek heye bavêjî riwê dijmin, naçare