Beril anaç

Beril anaç
@BerilAnac
Bilgi Üniversitesi
İstanbul
2 Mayıs
8 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Romantik aşkta öz varlık kesinlikle kayıptır. Benlik neredeyse yoktur. O, sevilen nesnenin içinde erimiştir. Ne var ki, bu tümüyle duygusal teslim olmanın kökleri, kaçındığımız bilinçaltı eğilimlerin karanlık toprağı altında yatar. Romantik aşkın psikolojik analizi, Freud'un şu söylemini onaylar: idealleştirdiğimiz şeylerin nefret ettiğimiz eğilimlerle yakından ilişkisi vardır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünya zaten adlandırılmış olduğu için, edebiyat dünyayı adlandırmak konusunda Sade ve Masoch'tan yararlanmamıştır, ama onlar aracılığıyla, dünyanın şiddetini ve aşırılığını bir araya getirerek, bunun bir tür ikizini adlandırmak konusunda yararlanmıştır. Bir uyarılmadaki aşırılığın, bir şekilde erotik bir nitelik kazandığı söylenir. Erotizmin, dünyaya ayna tutma, onun aşırılıklarını yansıtma, şiddetini açığa çıkarma yeteneği bundan kaynaklanır, erotizm bunları duyusal zevklerin hizmetine soktuğu ölçüde "tinselleştirdiğini" iddia eder (Sade, Yatak Odasında Felsefe'de, iki tür kötülük ayırt eder, biri aptalca ve dünyada yaygınca görülen, diğeri şehvanileştirilmekle yetkinleştirilmiş, üzerine düşünülmüş, "zekice" bir hale getirilmiş kötülük). Ve bu edebiyatın sözcükleri de, dilin içinde, dilin duyusal zevklere doğrudan doğruya tesir edebilecek bir tür ikizini oluşturur.
Zihnim de dışarıda olup bitenleri seyrederken bile içine gömüldüğüm bir başka yuvaydı. Dışarıdaki bir nesneyi gördüğümde, gördüğümün bilinci nesneyle arama girer, etrafını maddesine doğrudan dokunmamı engelleyen ince bir manevi şeritle kuşatırdı; tıpkı ıslak bir nesneye yaklaştırılan akkor halindeki bir cismin önünde daima bir buharlaşma kuşağı oluşturarak ıslaklığa değmediği gibi, gördüğüm nesnenin maddesi de -ben onunla temas etmeden- adeta buharlaşırdı.
Şimdiye dek resim yaptığım, şiir yazdığım gibi yaşadım, yani hiçbir zaman zeminlemenin, planın, ilk perdenin, ilk nazım biriminin ötesine geçemedim. Her şeye başlayan ve asla bir şeyi sonuna erdiremeyen insanlar vardır, ben böyle bir insanım.