Ben hiçbir zaman resim sergilerine gitmiyordum ki! Bunun bir ressam için garip bir davranış olduğunu biliyorum ama nedenlerini söylediğim zaman herkesin bana hak vereceğinden eminim…
Gerçekte birden fazla nedenim var. Hepsinden önceliklisi her türlü grup, örgüt, dernek, cemaat fikrinden yani meslekleri, ortak zevkleri ya da başka birtakım saplantıları nedeniyle bir araya gelen bütün o garip yaratıklardan nefret ediyorum. Bu yığınların birçok gülünç ortak özelliği vardır: İnsanlar birbirlerini tekrarlar, aynı üslubu kullanırlar, diğerlerinden üstün olduklarına inanırlar.
Şirkette olsun, evde olsun, kendisine ruhen tamamen yabancı insanların onu adamdan saymamalarını hoş görmekle kalmıyor, bunda adeta bir nevi isabet de buluyordu. Gerçi etrafları tarafından anlaşılmayan, haklarında daima yanlış hükümler verilen insanların zamanla bu yalnızlıklarından bir gurur ve acı bir zevk duymaya başladıklarını biliyordum.
Bu arada ben, bir kez daha gizli mutluluk içinde onun, henüz otuz sekiz yaşında olmasına rağmen, toplum içinde, kendiliğinden oluşmuş, biraz ürkekçe de olsa çok az kişiye hakkıyla nasip olan saygı gösterilerine muhatap olmasını seyrediyordum. Bu durum, dediğim gibi, beni sevindiriyordu - ama yine de sıkıntı ve kaygı verici bir biçimde yüreğime dokunuyordu; zira insanların böyle davranmasının sebebi, içinde yaşadığı tarif edilemez bir yabancılık ve inziva atmosferiydi - onu gitgide kuşatan, yıllar geçtikçe de daha da çok hissedilen, aradaki mesafenin gitgide açıldığı, insana, onun başka kimsenin yaşamadığı bir memleketten geldiği hissini veren atmosfer.