"Düşünüyorum da, büyük bir dönüşümün gerekli olduğu zamanlar muhtemelen herkesin yaşamında olmuştur. O nokta geldiğinde hızlı bir şekilde kuyruğundan yakalamak gerekir. Sımsıkı, sağlam bir biçimde tutup, bir daha bırakmamak.
Hep göçteydik biz. Bir yerden bir yere taşınıp duruyorduk. En çok da kendimizden kendimize. Her ay göç bohçalarımızı hazırlıyorduk. Ama aynalı dolabımıza,cama çantalarımıza, ama işteki kilitli çekmecemizde duruyordu yükler.
Yürümek en iyi bildiğimizdi. Atalarımız olan kadınlar bunu hep yapmıştı. Onların bildiklerini biz unuturken göç zorlaştı. Rahme girmek güçleşti. Kendi rahmimize yabancılaştıkça dişil olanı kaybettik.
Göç durdu. Kervan dağıldı. Yoları yabani otlar kapladı. Eril olana sarıldık. Dengeden koptuk.
Ve şimdi biz yolumuzu, elimizi, saçımızı, bineğimizi yeniden buluyoruz. Rahme giden yolları bir daha keşfediyoruz.
Her keşif bir öyküye dönüşüyor.
Bu kitap bizim kitabımız, bizim hikayelerimiz.
İçimize, kendimize, ruhumuza, aynada gözlerimizde gördüğümüz o "sevgili, biricik" kadına hediyemiz.