Oysa utancım içimden geliyor, hem de çocukluğumdan beri. Bir de utancıma suçluluk eşlik ediyor devamlı. Suçluyum ama neden, nedir suçum? Bu soruyu çok sordum kendime ama bilmiyorum. Belki suçumu bulsam utancım da diner, maskem de iner.
Bu öfkesinin kaynağını anlamak için içinde bir gezintiye çıktı. Bazı kaynakların kokusunu aldığındaysa kazmaktan vazgeçti. Kukla bir kaynak arıyordu belki de. Göstermelik ve var demek. Böylece içine doğru yaptığı yolculuktan güya eli boş dönmemiş olacaktı ama öyle oldu; eli boş döndü. Sonra tekrar yeltendi, bu sefer daha cesurdu. Bulduğu şey şimdilik şuydu, içine devamlı babanın kendisine doğru uzanmış parmaklarını görüyordu suçlayan. İçinde gün boyu babanın aşağılamasını taşıyordu. Kalbinin zarında yaşayan bir hayalet hiç durmadan konuşuyor, aşağılıyor, eleştiriyordu. İşte o hayaleti yakalayıp bakınca anlıyordu ki tıpkı babaya benziyordu.