Beril

Aile hayatında herhangi bir girişimde bulunmak için ya eşler arasında tam bir geçimsizlik ya da sevgiye dayalı bir anlaşma gereklidir. Eşler arasındaki ilişkilerin belirli olmadığı ve ortada ne bir geçimsizliğinde de bir anlaşmanın bulunmadığı zaman ise hiçbir işe girişilmez.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdi aradan bir yıl geçtikten sonra bunu anımsıyorum ve beni nasıl böylesine üzebildiğine hayret ediyorum. Bu üzüntüm içinde aynı şey olacak. Zaman geçecek ve ben bunu aldırmayacağım bile.
Alıntı
Hayata izin vermemek, geçmişe izin vermemek saçmalık nokta daha iyi, çok daha iyi yaşamak için dövüşmek gerek.
Alıntı
Anna-Tolstoy
10/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2021 00:00
Yazarın bu eserinde en çok dikkatimi çeken olay, yazarın hayatından olayların barınmasıdır. Stepan ve Levin'in köylü-devlet memuru tartışması, Vranskiy'nin gönüllü olarak savaşa katılması ve Anna'nın tren garında ölmesi... (Tolstoy'un hayatı ile paralel olaylardır.) Evlilik, aşk ve ölümü ana fikri olarak alan eser, her konuda beni çok etkiledi. Bazı durumlarda ahlaka ters düşse de, insanların haklı olabileceği ve en önemlisi ahlaklı bir insansan, haklı da olsan vicdan azabı ile mutlu olamayacağı fikrini öne çıkartmıştır. Yüce gönüllülük, ekonomik çöküş, boşanma, Toprak sahibi olma, köylü ve daha sayamayacağı birçok konuya değinilmiş ve her seferinde bu konular okuyucu ile bağlanmış, atlamadan, heyecanla kendisini okutmuştur. Aklımda uzun süre yer edecek bu eser, bana çok şey ifade etti, duygularıma dokundu. Bitmesini istemediğim, keşke toystoy bir yıl daha yazsaydı sitemini ettiğim, konu akışı ve dil olarak hayran kaldığım bir kitaptı.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Napolyon Olmak - Raskolnikov
En eskilerden başlayıp, Likurg, Solon, Muhammed, Napolyon ve sonrakilere giden insanların tüm kurucularının, başka hiçbir nedenle değilse bile, yalnızca yeni yasalar koydukları, böylece toplumun kutsal saydığı, babadan kalma eski yasaları çiğnedikleri için, ayrımsız hepsi birer suçluydu. Doğaldır ki bunların hepsi amaçlarına yardımcı olacağına inandıkları anda kan dökmede (hatta bazen eski yasalara bağlılık duymaktan başka hiçbir suçu olmayan, tümüyle suçsuz insanların kanını dökmede) duraksamamışlardır. Hatta çok ilginçtir: bu iyiliksever, bu kurucu, yasa koyucu insanlardan çoğu büyük birer kan dökücüdür. Kısacası ben buradan şu sonuca varıyorum: büyükler bir yana, toplum içinde birazcık sivrilen, yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar, doğaları gereği tabi kimi az, kimi çok, birer suçlu olmak zorundadırlar. Tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur, öte yandan sürünün içinde kalmayı da yine duaları gereği kabul edemezler ki bence de kabul etmemek zorundalar... Bu ana düşüncenin özü şudur: insanlar doğa yasaları gereğince genellikle iki bölümü ayrılırlar: aşağılar (sıradanlar) , ki bunların biricik görevleri, kendileri gibi olanların çoğalmasını sağlamak, bu işin aracı olmaktır ve kendi çevrelerine yeni Bir söz söylemek yetenek ve dehasında olanlar... ... İkinci bölümdekilerin kendilerine tanıdıkları hakkı, yığın hiçbir zaman onlara tanımamıştır. Onları en ağır biçimde cezalandırmış, boyunlarını vurdurmuştur (az ya da çok); bunu yaparken de tümüyle haklı olarak kendi tutucu görevini yerine getirmiştir. Bununla birlikte sonraki kuşaklarda aynı yağın, başları vurulan bu insanların heykellerini dikmiş ve onlara tapmıştır (az ya da çok). Birinci bölümdekiler hep bugünün, ikinci bölümdekiler ise hep yarının efendileridir. Birinciler dünyayı
Edebiyat