İzmir'de çıkan yangın hakkında kayıtlarda çok çelişkili ifadeler bulunmaktadır. Bugün İzmir'i yakanın Rumlar olduğu söylense de İzmir'i Türklerin yaktığını öne süren çeşitli gazetelerde bulunmaktadır. Dönemin ünlü gazetecileri yangından Nurettin Paşa'nın sorumlu olduğunu yazmıştır. İsmet paşa ise "nereden başladı kim başlattı bilmiyorum" ifadesini kullanmıştır. Mareşal Fevzi Çakmak "Nurettin Paşa'nın kısa görüşünün sonu acı biten iki olaya neden olduğunu" kaydediyor: "Biri İzmir'in büyük yangını diğeri Gazi Kemal'in bu yangın münasebetiyle yerleştiği otelden Latife Hanım'ın Göztepe'deki evine yatılı misafirliğidir. Bunlardan birincisi kısmen Nurettin Paşa'nın kısa görüşü ikincisinde de tesadüf denilen etken neden olmuştur." Latife Hanım
İzmir işgalden kurtulduktan sonra gerginlik bir süre daha devam etmişti. 13 Eylül 1922 Çarşamba günü öğle saatlerinde büyük yangın başladı. Halide Edip Adıvar yangın günlerine şu şekilde kayıt etti: "İsmet Paşa'nın karargah komutanı itfaiyenin lastik hortumlarının kasıtlı olarak doğrandığını söyledi. Anlattığına göre Yunanlılar şehri yakmak için her türlü hazırlığı yapmışlardı. Yangın 3 uzun gün boyunca devam etti hem ses hem de görüntü korkunçtu. İzmir'in kızıllığı başka şehirleri de sirayet etti. Halkların ateş ve kılıçla imtihanı ne zaman son bulacaktı? Politikacılar insanların yaşamları ve evleri ile kumar oynamaktan ne zaman vazgeçeceklerdi?" Halide Edip dönemi anlatan anı kitabına İzmir yangınından yola çıkarak "Türk'ün Ateşle İmtihanı" adını vermişti. Latife Hanım
Kadınlar sokakta giydikleri ayakkabıların renkleri ile ayrılıyorlardı. Sarı renk Türklere, kırmızı Ermenilere, siyah rumlara, mavi de musevilere özeldi. Latife Hanım
Doğunun küçük Paris'i olarak anılan İzmir'de düzenli gösterilere kapısını açan ilk tiyatro 1775'te yapılmıştı. Daha sonra sayıları çoğalan tiyatrolar kentin önemli bir çekim merkeziydi. İzmir'i ziyaret eden yazar Gustave Flaubert'de 1850 yılında izlediği 2 oyunu gezi notlarında anlatmıştı. Latife Hanım