Herkese günaydınlar! Öğlen okuyorsanız iyi öğlenler, akşam okuyorsanız iyi akşamlar. Dün gece ufak bir maratonla bitirdiğim Küçük Şeyler'den bahsedeceğim.
Kitabımız, günlük hayat hakkında birkaç hikâyeden -okurken biraz uyku sersemi olduğum için tam hatırlamıyorum ne yazık ki- oluşuyor. Hikâyelerin her birini beğendim. Samipaşazade Sezai'nin yazım dilini de çok beğendim. Kendisinden okuduğum ilk eseri bu ve inşallah başka eserlerini de okuyacağım.
Spoiler!
En beğendiğim hikâye sanırım Dilsitan'ın hikâyesiydi ama en üzüldüğüm hikâye de ona aitti. Başını sokmak için girdiği ve hizmetlilik yaptığı o evde ev sahibi Behçet Bey tarafında zorla öpülmesi, bir ilişkiye zorlanması ve bunu reddetmeye çalışınca dayak yemesi... Tam Behçet Bey'e âşık olduğu zaman ise onun evlenip düğün parası için kendisini -yani Dilsitan'ı, yanlış anlaşılmasın- satacağını öğrenmesi ve yataklara düşmesi gerçekten hüzünlendirici bir şekilde yazılmıştı, yani olması gerektiği gibi. Buradan da yine anlamış olduk ki, her erkek olmasa da bir erkek bir kadının hayatını mahvedebiliyor.
Spoiler bitti! :)
Küçük Şeyler herkese uygun bir Türk klasiği değil ne yazık ki. Günümüz Türkçesine çevrilse de hâlâ çok fazla Osmanlıca terim var, ben bunları anlamak için sık sık babama soru sordum. Ama eğer Osmanlıca sizi rahatsız etmez diyorsanız ve günlük yaşantıya benzer ancak çok daha heyecanlı ve birazcık hüzünlü hikâyeler arıyorsanız bu kitabı öneririm. Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.