“Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ona sorarsanız, lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman
Bana sorarsanız, on senesi ömrümün..”
Penceremden uzaklardaki dağlara baktığımda, sabah güneşinin onun üzerindeki sisi nasıl kaldırdığını, sessiz çimlerin üzerine vurdugu ve yumuşak nehrin, yapraklarını dökmüş söğüt ağaçlarının arasından bana doğru aktığını görüyorum, ah, bu muhteşem doğa verniklenmiş bir tablo gibi öyle cansız karşımda durduğunda ve tüm coşkuyu yüreğimden beynime tek bir damla mutluluk pompalamadığında zavallı ben, Tanrı’nın karşısında kurumuş bir çeşme gibi, çatlak bir testi gibi kalıyorum..