"Her gün arabayla elli kilometre yol gidiyor,sonra bir iki cam kavanozu geri dönüşüm kutusuna attılar diye kendilerini iyi hissediyorlar.Barıştan iyi bir şey gibi bahsedip savaşı yüceltiyorlar.Öfkeye kapılıp karısını öldüren adamı aşağılıyor ama bomba atıp yüzlerce çocuğu öldüren kayıtsız askerlere tapınıyorlar."
Yani artık tahmin etmiş olabileceğiniz gibi,her ne kadar bunu kabul etmeye yanaşmasalar da insanlar kazanmayı sevmiyordu aslında.Ya da şöyle bir on saniyeliğine kazanmayı seviyor,ama sonra yeniden kaybetmek istiyorlardı.Çünkü eğer kazanmaya devam ederlerse önünde sonunda başka şeyler üzerine,yaşam ve ölüm gibi şeyler üzerine düşünmek zorunda kalıyorlardı insanların kazanmaktan daha az haz hissettiği bir şey varsa o da kaybetmekti...
İnsanlık tarihinin akıntıya karşı kürek çeken insanlarla dolu olduğunu biliyordum. Azı başarılı,çoğu başarısız olmuştu ama bu onları durdurmamıştı.Bu primat türü hakkında ne derseniz deyin,gerçekten azimli olabiliyorlardı.Ve umut edebiliyorlardı.Ah, gerçekten umut edebiliyorlardı.