Bu aşk, bu bağlılık, bu tutku demek ki sanatsal bir buluş değil. Bu sevgi yaşıyor; eğitim görmemiş, kaba diye nitelendirdiğimiz insanların arasında da en arı biçimi ile hüküm sürüyor.
Sekiz günden beri hava berbat ve ben de bundan memnunum. Çünkü buraya geleli kimsenin bana sonradan zehir etmediği güzel bir gün açılmadı gökyüzünde; şimdi de bu bol yağmurlu, karlı havada, her yer kah buz tutup kah buzdan çözülünce, işte, diyorum kendi kendime, ne evin içinde oturmak dışarıda olmaktan kötü olabilir ne de tersi, öyleyse her şey yolunda demektir. Ama öte yandan, sabahları doğan güneş güzel bir günü vaat ettiğinde, "işte yine insanların birbirine zehir edebileceği bir nimeti bağışlıyor gökyüzü!"diye haykırmaktan kendimi alamıyorum. İnsanların birbirine zehredemeyecekleri hiçbir şey yok; ne sağlık ne itibar, ne sevinç ne de tatil! Böyle yapmalarının nedeni daha çok şımarıklık, anlayışsızlık ve dar kafalılıktan ileri gelse de, insanlar buna iyi niyet adını takmışlar.
İnsanlara karşı her zaman korku dolu bir ürperme hissettiğim ve insan gibi konuşma, insan gibi davranma yeteneğime hiçbir şekilde güvenmediğim için tüm korku endişelerimi toplayıp göğsümün derinliklerinde bir kutuya sakladım. Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neşe havası geliştirmeye adadım. Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.