Çevresinde daima cana yakın arkadaşlar bulan, hep müşterek hazların peşinde olan ben yalnızdım artık. Gittiğim üniversitede kendi arkadaşlıklarımı kurmalı, kendi başımın çaresine bakmalıydım. O zamana dek son derece evcil, münzevi gibi bir hayatım olmuştu; bu yüzden yeni yüzlere karşı üstesinden gelinmez bir tiksinti duyuyordum.
Başarı tutkusuyla yanıp tutuşurken, coşkumu paylaşacak hiç kimsem yok. Hayal kırıklığı üzerime hücum ettiğinde, hiç kimse kederimi hafifletmeyecek. Düşüncelerimi kâğıda dökeceğim gerçi; ama kâğıt, duyguları iletmek için kifayetsiz bir araç. Benimle gönüldeşlik kuracak, gözleriyle bana yanıt verecek bir insanın dostluğunu arzuluyorum. Beni romantik bulabilirsin sevgili kardeşim, fakat bir dosta şiddetle ihtiyaç duyuyorum. Yakınımda planlarımı onaylayacak ya da düzeltecek, nazik fakat gözüpek, zihni hem geniş hem de iyi biçimlenmiş, zevkleri benimkine benzeyen birisi yok. Böyle bir dost zavallı kardeşinin kusurlarını nasıl da onarırdı! Bir şeyi yaparken çok ateşli, zorluklar karşısında da çok sabırsızım. Fakat kendi kendimi eğitmiş olmam, benim için daha da büyük bir musibet.