Papa Leo, henüz birkaç yıl önce korkunç Attila’yı Roma’ya kıymaması için olağanüstü bir şekilde ikna etmişti ve dinsiz Hun ricasına akıl almaz bir rıza göstermişti. -(Bundan sonrası benim yorumumdur.) Avrupa Hun Devleti’nin hükümdarı Attila devletine en parlak dönemini yaşatmış bir hükümdardır ve Tanrı’nın Kamçısı olarak bilinir. Korkusuzdur , cesareti korku salar. Doğu Roma’yı zaten almıştır Papa’nın teklifine kadar. Batı Roma’ yı almamasının ise bir sürü sebebi vardır, bunlardan en büyüğü zaten Batı Roma’nın gücünü kırdığına inanmasıdır. Bunun yerine Sasanilerin üzerine gitmeyi mantıklı bulmuştur. Milliyetçilik duygularımı kabarttığından dolayı bu alıntıya parantez açmak istedim. İkna olduğumuz için değil zaten istemediğimiz için o sefere çıkmadık. Tarihimizi bilerek okuyalım ve bunu birbirimize aktaralım, gerektiği yerde parantez açalım.
İleriye dönük planlar yaparken aslında şu anı yaşanılası kılmayı unutuyoruz. Geçip giden onca zamanın içinde sadece plan yapıp aslında hayal gücümüzle benliğimizi tatmin ediyoruz. Geriye dönüp baktığımızda ise yaşayamadığımız anların pişmanlığını duyuyoruz. Hem anda kalıp hem plan yaparak , planların içinde kaybolmayarak yaşamak daha güzeldir oysa.