Aşık olduğunu sandığı kadın için yapabileceklerinin ötesinde işler yapan ve kendini aşan bir adamı anlatır. Martin Eden… Statü sahibi bir kıza aşık olduğunu zanneder ve itibar kazanmanın şöhret yolundan geçtiğini düşünür , bu fikir de onu yazar olmaya iter. Çok büyük uğraşlar, fedakarlıklar sonucunda hedefine de ulaşır. Bu süreçte kız arkadaşı (Ruth) sosyalist olduğu gerekçesiyle onu terk eder, bir sürü olağan dışı zorlu anlardan sonra hedefine ulaşmış olmanın anlamsızlığı içinde boğulur. Ruhen boşluğa düşer. En sonunda yaşamına son verir , Martin Eden. Kitap özetle bu konu üzerinden yoğrulmaktadır. Kitabı okurken en çok düşündüğüm söz “ Emek olmadan yemek olmaz” idi. Martin’in tam pes ettiği , bitti dediği anda kapılar açılmaya başladığında bunu çok yoğun hissetmiştim. İmkansız diye bir şey yoktur, hedefi gerçekleştirme yolunda pes edersen imkansızlığı kendin yaratırsın.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Papa Leo, henüz birkaç yıl önce korkunç Attila’yı Roma’ya kıymaması için olağanüstü bir şekilde ikna etmişti ve dinsiz Hun ricasına akıl almaz bir rıza göstermişti. -(Bundan sonrası benim yorumumdur.) Avrupa Hun Devleti’nin hükümdarı Attila devletine en parlak dönemini yaşatmış bir hükümdardır ve Tanrı’nın Kamçısı olarak bilinir. Korkusuzdur , cesareti korku salar. Doğu Roma’yı zaten almıştır Papa’nın teklifine kadar. Batı Roma’ yı almamasının ise bir sürü sebebi vardır, bunlardan en büyüğü zaten Batı Roma’nın gücünü kırdığına inanmasıdır. Bunun yerine Sasanilerin üzerine gitmeyi mantıklı bulmuştur. Milliyetçilik duygularımı kabarttığından dolayı bu alıntıya parantez açmak istedim. İkna olduğumuz için değil zaten istemediğimiz için o sefere çıkmadık. Tarihimizi bilerek okuyalım ve bunu birbirimize aktaralım, gerektiği yerde parantez açalım.
Türkiye’de olan ensest gerçeğini anlatan kitap. Okurken Büşra Sanay’ı çokça tebrik ettiğim ve yer yer okumaya artık gücümün kalmadığı her şeyi açık bir şekilde ortaya döken kitap. Kadınlarımızın, çocuklarımızın bu ülkede ne kadar zor şartlarda ayakta kalmaya çalıştığını bazen unutuyoruz, biz kadın olmayı unutuyoruz. Birbirimizin yurdu olmamız gereken yerde birbirimize sırt dönüyoruz fakat bu kitap çok iyi bir hatırlatıcı olmuş. Kadın kadının yurdudur. Kadın kadının kardeşidir , her koşulda korunmaya değerdir.
Küçük prens felsefi bir karakterdir. Kendini tanımak için bir yolculuğa çıkmıştır ve bu yüzden her yaştan insana hitap eder. Sadece bir çocuk kitabı değildir, çocuk ruhlu insanların da okuyabileceği bir kitaptır.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,8bin okunma
Stefan Zweig’ın düşüdürücü sözler içeren kitabıdır. Kendisi ölmeden önce kitabı tamamlayamadığından sonunu yayıncı yazmıştır ve sonu asla beklentimi karşılayamamıştır. Fakat genele bakıldığında savaş karşıtı bir kitap olması beni etkilemiştir, eminim ki sonunu kendi tamamlasaydı daha çok adı duyulan bir eser haline getirirdi. Stefan Zweig