1915 öncesinde Van gölü yöresinde Türkler, Kürtler ve Ermeniler iyi komşuluk ilişkileri içinde birlikte yaşamaktadır.Bu dönemde beraber yaşadığı bir köydeki düğünde başlayan aşk,patlak veren kanlı çatışmalara karşın sürecektir...
Rus edebiyatının üçüncü büyük sorusunu daha başlıkta dile getirmiş ve ardından eserin tüm içeriğiyle, tüm açıklığı ve anlaşılırlığıyla bu soruyu cevaplamıştır:İnsan sevgi ile Yaşar ...
Hayatını kendisinden koparılan karısını bulmaya adamış bir adam, ufacık bir yerde sandığı dünyanın aslında kocaman, hoyrat ve ne denli sert olduğunu göreceği ömürlük bir yolculuğa çıkar... Çetin yollardan geçer, zorlu engeller atlatır. Ne var ki sevda en zorlusudur o yolların. Hikâyesidir bu da denizleri aşıp bir kaşık suda boğulan bir aşığın..
Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalan Ferdinand her ne kadar "insanlığın ötesinde bir vatanı" olmasa da "yirmi milyon insanı boğan o zinciri" kıramayacağını düşünür...
Yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğü ile kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir doktor...Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor...