"Büyüdüğüm evde bir tuhaflık vardı. Köşeler gölgeler, merdivenler fısıltılarla doluydu. Ve dürüstlük kadar önemsizdi zaman kavramı. Evimizde gizli bir savaş sürüyordu. Bunu nasıl anladığımı bilemiyorum. Bu sessiz savaşta ilahların payladığını duyumuyorduk. Yerlere serilip kalanlar da ceset değil, sadece ölen isteklerdi. Kurşunların yerini sözler almıştı ve akıtılan kana da gurur deniliyordu.."
Sen ne getirdin bana çocukluğundan?
Şen kahkahalar, ulumalar, donakalmalar mı?
Üzüncün senin hangi çağrışımlara uzandı benim eskil saatlerimde?
Geçmişsiz ve geleceksiz suç sevinçleri,
deniz kıpırtılarınca yürek dalgalanmaları?
Titreyerek uçurulan köpükten balonlar,
anlık aşkın tasarımlar mı?
Nasıl bir ak konutun isteklendiricisi oldun anılarıma düz baktıran..
**
Yıkan ve yıkılan adına kuruldu bu şehir
Bu her gece alt ve üst geçitlere adanan su şehri
Elde var ölü gömme törenlerinde yüzün
Elde var seni unutma sabahlarında sesin
Uzakta kalan dargın evlere benzeyen kaygı
Yok su şehri
..